Sertifikalı Bioenerji Eğitimi

Mayıs 23, 2016 | Gökhan HANİ

 

Profesyonel bioenerji eğitim ve kurslarında 10 yıldır süren başarılı çalışmalarımız sonucunda binlerce öğrenci yetiştirme memnuniyetini duyan İnternational Special Metaphysics Academy bünyesinde Metafizik-Parapsikoloji-Metafelsefe eğitimler vermeye devam ediyor. Sizde Profesyonel Bioenerji eğitimleri için Bizlerle irtibat kurup, Bioenerji eğitimlerine birebir katılmak için randevu alabilir ya da bioenerji seanslarına katılabilirsiniz. Bioenerji eğitimlerimiz 1 gün 8 saat veya 2 gün 12 saatlik programlarla verilmektedir.Bioenerjinin Alternatif ve Tamamlayıcı tıp öğeleriyle uzaktan ve yakından bir ilişkisi yoktur.Bioenerji bütünüyle bir yaşam felsefesi olarak vardı ve var olmaya da devam edecektir.

Türkiye de ilk defa Bioenerji yasa sistematisi adlı yapıtıyla profesyonel bioenerjiyi diğer Çin ve Hint felsefe sanatlarından ayrı bir kategoriye ulaştırma sevinciyle ‘’HERKESTE BİOENERJİ VARDIR’’ sloganıyla çıktığımız bu yolda,bizleri yalnız bırakmadığınız için tüm bu felsefeye gönül vermiş herkese teşekkür ederiz.

Bioenerji eğitim ve seanslarına sizde katılmak istiyorsanız. Aşağıdaki numaralardan randevu alabilirsiniz.

Doğal enerji, 7 Evrenden gelen enerji'nin canlı vücudundaki 7 ana çakra ve 3 ara çakra bölgelerine girdiği noktalara çakra-şakra-prana  denir. İnsan vücudunun 7 ana çakra ve 3 ara çakra bölgesi vardır. 

1.Tepe-Taç-Baş çakrası: Mor renktedir, bıngıldağın olduğu yerdedir 

2.Boğaz (Gırtlak) çakrası: Mavi renktedir, boğazın olduğu yerdedir.

3.Üçüncü Göz (Alın) çakrası: Lacivert renktedir, iki kaşın arasındadır.

4.Kalp çakrası: Yeşil renkte olup, kalp üzerindedir. 

5.Hara (Güneş sinir ağı) çakrası: Turuncu renktedir, göbekte bulunur.

6.Mide-Karın(Solar pleksus) çakrası: Sarı renkte olup, mide ve omurga arasındaki boşluktadır.

7.Kök çakrası: Kök çakrası kalça kuyruk sokumundan başlayıp el ve ayak parmak uçlarına kadar yayılır. Kırmızı renktedir.

AURA: İnsan vücuduna enerji veren ruhtan çıkan enerji renk varyasyonlarına Aura denir.

Prana: Çin tıbbında evrensel enerjinin insan vücudundaki kanallarına verilen isimdir.

Şakra-Çakra-Prana: Uzak doğu tıbbında evrensel enerjinin insan vücudundaki kanallarına verilen isimdir.

Lliastre: Bioenerji de insandan insana telepati yoluyla uzaktan enerji nakline denir.

Telepati:Duyu dışı algı yoluyla iletişim kurma sanatına telepati denir. Telepatinin parametrik formülasyonu Telepati=Alıcı+verici+frekans+imajinasyon+modül koordinasyonuyla birleşiktir.

Bioenerjinin 9 tip enerji nakli iki tip kontrol yöntemleri vardır.

1-Eller Manüel: Sağ ve sol eller ile vücudun üzerinde 5–15 cm uzakta tutarak veya vücudun belli bölgeleri üzerinde eller manüel şekilde terapisel dokunarak enerji temizleme ve enerji dağıtma. Refleksiyon, Absorbsiyon ve Difüzyon(Ontoloji-spiritüalizm)

2-Beyaz granit kuvars kristalinden veya 7 ana çakra ve 3 ara çakra bölgesine enerji verebilecek sarkaç halindeki şifalı taşlar

3-Telepati ve Lliastre yoluyla.(Parapsikolojik-Metapsişik-Paranormal)

4.Gözlerle alfa-beta-teta-delta-gama ışınları yoluyla(Nöro-Bioenerji- Oftalmoloji)

5.Spirütüel konuşma teknikleri Esp telkin etme yöntemiyle.(Spiritüalizm)

6.Eller manüel - Esmaül-Hüsna ve şifa duaları ile.(Teofizik)

7.Düşünce gücü enerjisi boyutlarıyla.(Spirütüel-Ezoterizm-Okültizm)

8.Manyetik akım enerjisiyle bakır, kurşun, alüminyum ve mıknatıs sürtünmeleriyle (Mesmerizim-Manyetizma-Radyestezi)

9.Duyu koku-Duyuişiti ve Duyu sezi ile (Para psişik)

Bioenerji kontrol ve Dengeleme yöntemleri

1-Toprak

Toprağa ve duvara 5–10 dakika el veya ayağımızı değdirerek topraklama yapma. Yani negatif enerjimizi toprağa atarak.

2-Su ile:  Su insanın vücudundaki negatif enerjileri nötrler. Sol el, sağ el üstünde olarak.

3.Şifalı taşlar yardımıyla eller 5–10 dakika Mavi Kalsedon-Ametist-Dumanlı kuvarsa vb taşlara negatif enerji verilerek.

4.Ateş üzerinde negatif enerji yakarak. 20 saniye Sağ ve sol el altından 10 cm uzaktan ateş gezdirerek.

(ÇAKRALAR VE TAŞLAR)

www.metafizikakademi.com             -         www.metafizikci..com              -www.avrupametafizik.com

BİRİNCİ ÇAKRA:

TAÇ-TEPE-BAŞ-KAFA ÇAKRASI-ŞAKRASI-PRANASI

Yeri:

Başın Tepe kısmında. Merkezden çevreye doğru. Ying-Yang, Doğudan batıya…

Renk:

Menekşe rengi (viyolet) Mor ve şeffaf Renk

Element:

Chi, Bakır, Demir, Lityum, Magnezyum, Su, Ateş,

İşlevleri:

Ruhsallığın, aydınlanmanın, dinamik düşünce ve enerjinin merkezi. Beyin, sağ göz hepifiz bezine yaşamsal enerji veren merkezdir.

Salgıbezleri/Organlar:

Merkezi Sinir Sistemi(Sempatik),Çevresel Sinir Sistemi(Parasempatik),Santral Sinir Sistemi, Korteks, Beyin Sapı, Beyincik, Mezensefelon(Orta beyin),Omurilik, Hipotalamus, talamus, Alfa-Beta-Teta-Delta-Gama-Omega-XGata

Taşlar/Mineraller:

Ametist, kuvars kristali, Aytaşı, Kırmızı Akik, Prit, Mıknatıs, Magnetik, Aragonit

Yiyecekler:

Karabaş Otu, Kedi Otu, Melisa, Sığır Dili otu(Hodan),Ceviz içi.

İlgili Aromalar:

Tarçın, Misk-i Amber, Sarı Kantaron, Hodan, Pelesenk, Alabalık, Omega–3

His işlevi:

Telepati, Lliastre, Bio telepati, Deha, IQ, Zekâ, Mantık, İmgelem, Algılama, Dürtü

Nitelikler:

Eterik bilgeliğin içe akışına izin verir ve kozmik bilinçliliğin hediyesini getirir. Uyandırıldığında ve netleştirildiğinde, kişinin aldatıcı idealler, maddi işler, kendini kısıtlayıcı düşünceler, gurur ve kibirlilik hakkında gerçekleri göstermesini sağlar; daha ileri aşamada ise sürekli bir öz farkındalık ve kişisel duygulardan bilinçli bir ayrılma tecrübe etmesini sağlar.

Olumsuz Nitelikler:

Beyin kanseri, Sara, Migren, Baş ağrısı, Erken Boşalma, İktidarsızlık, Unutkanlık

İKİNCİ ÇAKRA:

ÜÇÜNCÜ GÖZ (ALIN ÇAKRASI)

Yeri:

Kaşların ortasında, kaşların bir parmak kalınlığı kadar üstünde. Chi

Renk:

Çivit mavisi (İndigo),Lacivert, Mavi

Element:

Mıknatıs, Nur, Işık, Su

İşlevleri:

Altıncı hissin merkezi, yüksek önsezi, ruhsal, manyetik ve ışık enerjisi, Geleceği görebilme gücü, bağımlılıkları şifalandırma.

Salgıbezleri/Organlar:

Pituitary Grand, Kalp Gözü, sinüsler, gözler, Zihinsel Kulak-Tat-Nefes-

Taşlar/Mineraller:

Eril kristal Kuvars, Akuamarin, Aytaşı, Kırmızı Mercan

Yiyecekler:

Klorofil, nefes, hava, Zikir, Nur, Havuç, C vitaminleri.

İlgili aromalar:

Nane, yasemin, Gül, Menekşe

His işlevi:

Durugörü-Duyuişiti-Duru koku-Telepati-Lucid Rüya-Astral Seyehat-Psikometri, Kehanet, Mitsizim, Progeresyon, Parapsikoloji, Spiritüalizm

Nitelikler:

Yüksek bilinçlilik, duygusal ve ruhsal sevginin merkezi, spritüel içgörü, geleceği görebilme. Dengelendiğinde zihin (sağ yarımküre) ve beyin (sol yarımküre) bileşik bir alanda işlev yapar. Ardından içgörü ve kavrayış ortaya çıkar ve bunun pratik yaşamda uygulanması günlük bir hal alır. Aynı zamanda olumsuz eğilimlerden arınılması ve bencil tavırların elimine edilmesini destekler.

Olumsuz Nitelikler:

Göz Hastalıkları, Grip, Sinüzit, Uyku Problemleri, Sebepsiz sıkıntılar, Aşırı mantık

 

ÜÇÜNCÜ ÇAKRA:

BOĞAZ ÇAKRASI

Yeri:

Boğazda, köprücük kemiğinin yukarısındaki gırtlak bölgesinde

Renk:

Mavi

Element:

Tahta Boncuk,Toprak

İşlevleri:

İletişim merkezi, sözlü ve zihinsel/mental iletişimler ve bu iletişimleri anlamak için gereken enerjiyi sağlamak.

Salgıbezleri/Organlar:

Tiroit bezi, gırtlak ve çene bölgesi, sindirim yolu, ses telleri ve nefes, kulaklar

Taşlar/Mineraller:

Kehribar, Sitrin

Yiyecekler:

Mandalina, Portakal, Elma, Greyfurt, Tere ve dere Otu.

İlgili aromalar:

Adaçayı, okaliptüs, Akasya, Nane, Çin çayı, Zencefil

His işlevi:

İşitme

Nitelikler:

Yüksek Bilinçliliğe açılan kapı ve kalbin duygularının dengelenmesi ve uyumlu hale gelmesi için geçmesi gereken kapı. Duygu ve düşüncelerin net ve açık ifadesi. Üreticilik, konuşkanlık, salıvermek, şifa.

Olumsuz Nitelikler:

Tiroit, Nefes darlığı, Astım, Kulak iltihaplanması, Ağız, boğaz, Çene kanseri, Ses

 

DÖRDÜNCÜ ÇAKRA:

KALP ÇAKRASI

Yeri:

Göğüsün ortasında kalp hizasında

Renk:

0-16 yaş Pembe,16-90 yaş Yeşil

Element:

Hava

İşlevleri:

Kalbi, timüs bezini, dolaşım sistemini, kanı, hücresel yapıyı ve istemsiz kasları canlı tutan merkezdir.

Salgıbezleri/Organlar:

Kalp, kaburga kemiği, göğüs boşluğu, alt akciğerler, kan, dolaşım sistemi, deri, eller, timüs bezi.Atar-Toplar ve Kılcal damarlar.Dalak.

Taşlar/Mineraller:

Kunzit, zümrüt, yeşil yeşim taşı, gül kuartz, pembe turmalin, Pembe Kuvars, Lapis Lazuli,Aventurin,Sodalit,Havlit.

Yiyecekler:

Yeşil sebzeler ve bol yapraklı yeşillikler. Elma, Kivi, Karpuz, Ispanak, Alıç.

İlgili aromalar:

Gül yağı, Tatlı Elma Yağı.

His işlevi:

Dokunma, Aşk, Tutku, Bağımlılık.

Nitelikler:

Sevginin, aşkın, "tüm var olan" ile "bir" olmanın ruhsal ve toplu bilincinin merkezi. Kalbin sevgi enerjisi ile zihnin analitik enerjisi arasındaki uyumu sağlar. Tanrı bağlantısı. Verme ve vermeden alma yetisi. Değişime ve yeni fikirlere açık olmak. Kayıplarla başa çıkabilme. Denge. Kendini bırakmak, korku, üzüntü, kızgınlık, alınganlık, kıskançlık, kin tutmak.

Olumsuz Nitelikler:

Kalp, akciğer, Dalak Kanseri, Faranşit, Bronşit, Verem, Anemi, Lösemi, Meme kanseri

 

BEŞİNCİ ÇAKRA:

SOLAR PLEKSUS, MİDE (GÜNEŞ SİNİRAĞI MERKEZİ)

Yeri:

Göğüs kemiğinin altında midenin arka tarafında ve önünde.

Renk:

Altın sarısı

Element:

Ateş, Toprak

İşlevleri:

Kişisel gücün, hırsın, zekânın, Astral gücün, tutkunun ve dokunma veya zekâya dayalı duyuların merkezidir.

Salgıbezleri/Organlar:

Pankreas, karaciğer, sindirim sistemi, safra kesesi, Mide

Taşlar/Mineraller:

Kaplan gözü, sarı yakut, Rodonit.

Yiyecekler:

Tahıllar, Patates, Lahana, Kızılkantaron, Kereviz, Civan Perçemi, Ardıç katranı.

İlgili aromalar:

Lavanta, biberiye, bergamot, Lahana yağı, Nane yağı

His işlevi:

Kilo, zayıflık, Şeker, Deri, Stres

Nitelikler:

Dönüşüm, şekillendirme, arındırma, oluşun Biçimlendirilmesi, zihinsel/mental enerji. Mükemmeliyetçilik, başkalarını kontrolü altına alma, öz eleştirel düşünceler, hayal kırıklığı, sinirlilik.

Olumsuz Nitelikler:

Mide-karaciğer, Pankreas, Safra kesesi kanseri,Sedef,Egzama,Zona,Sivilce,Gastrit,reflü,Ülser,Safra kesesinde taş,Şeker hastalığı,Sarılık

 

ALTINCI ÇAKRA:

HARA ÇAKRASI (Şaksal Pleksus)

Yeri:

Alt karın ile göbek arasında

Renk:

Turuncu

Element:

Su ve Ateş

İşlevleri:

Üremek, yiyeceklerin sindirimi, fiziksel güç ve canlılık, cinsellik.

Salgıbezleri/Organlar:

Yumurtalıklar, bağırsaklar, prostat bezi, üreme organları, Böbrekler, rahim, mesane.

Taşlar/Mineraller:

Carnelian, mercan, altın kalsit, kehribar, citrine, sarı yakut, Aventurin.

Yiyecekler:

Sıvılar. Turuncu renkte sebze ve meyveler.

İlgili aromalar:

Ylang-Ylang, sandal ağacı.

His işlevi:

Cinsellik

Nitelikler:

Vermek ve almak, almak, duygular, tutku, zevk, cinsel/şehvetli aşk, değişim, hareket, yeni fikirlerin özümsenmesi. Sağlık, aileye hoşgörü, teslimiyet. Diğerleri ile uyum ve yaratıcılık içinde çalışabilme. Yeme içmeye veya sekse aşırı düşkünlük. Cinsel zorluklar yaşamak. Karmaşa, amaçsızlık. Kıskançlık, haset, sahip olma hırsı.

Olumsuz Nitelikler:

Prostat, Rahim Kanseri, Adet sancısı, Menopoz, idrar yolları enfeksiyonları, Apandisit, Böbrek iltihaplanması, Kısırlık, Düşük

YEDİNCİ ÇAKRA:

KÖK ÇAKRA (Kundalını)

Yeri:

Omurganın sonu (kuyruk sokumu)

Renk:

Kırmızı (ikincil rengi kızıl kırmızı)

Element:

Yeryüzü ve Gökyüzü, Nur-enerji, Toprak

İşlevleri:

Fiziksel bedene can verir. Yaşam gücü ile hayatta kalma, kendini koruma, içgüdüler. Tüm ruhsal sorun ve problemler.

Salgıbezleri/Organlar:

Adrenalin, kuyruk sokumu, Ruh.

Taşlar/Mineraller:

Yakut, Lâl taşı, kan taşı, kırmızı Jasper, siyah turmalin, Obsidiyen, Dumanlı kuvars.

Yiyecekler:

Proteinler, kırmızı renkte sebze ve meyveler.

İlgili aromalar:

Sedir, Sandal, Nane, Hodan

His işlevi:

Ruhsallık.

Nitelikler:

Materyal/maddi dünya ile ilgili konular, başarı. Fiziksel beden, bedenin yönetimi. Kök salmak, bireysellik, istikrarlılık, güvenlik, durağanlılık, sağlık, cesaret, sabır. Kendine odaklı olmak, güvensizlik, şiddet, açgözlülük, öfke.

Olumsuz Nitelikler:

Depresyon, Panik Atak, Psikoz, Okb, Nevroz, Sendrom, Fobik Bozukluklar, Hüzün…

 

 

Auranın Renkleri

Aura, yani insan enerji alanı, duru görürler tarafından genellikle mavimsi beyaz olarak algılanır ancak her zaman mavimsi beyaz olmayıp farklı renklerde de görülebilir. Metafizik uzmanı Gökhan Hani'ye göre bu renklerin bulanıklık ya da yoğunluk derecesi, renklerin aura içinde bulunduğu yerler bireyin zihinsel ve duygusal durumuyla, sağlığıyla yakından ilişkilidir. Auranın renkleri ve yoğunlukları gün boyunca yaşadığımız zihinsel ve duygusal iniş - çıkışlara göre, bu iniş ve çıkışı sağlayan ruh hallerimize göre dramatik bir biçimde değişir.   

Bireyler Arası Aura Etkileşimi

Auramızın titreşimi, diğerlerininkine yakınsa doğal bir uyum vardır. Bu bireylerle daha iyi anlaşırız. Ancak auramızın titreşimi ile uyumlu olmayan bireylerle geçinmemiz zorlaşır, onların yanında sıkıntı veya tükenmişlik duygusu hissederiz.  Böylesi durumlarda uyumsuz olduğumuz kişiyi geri veya kötü diye nitelendirmek doğru değildir. Bu durum sadece enerjilerimizin aynı titreşimde olmadığını gösterir.

Başlangıçta hiç hoşlanmadığımız bir bireyle de zamanla çok iyi bir ilişki geliştirebiliriz. Çünkü her an hepimiz öyle veya böyle değişiyoruz. Kaldı ki bir arada bulunan, aynı evi paylaşan bireyler arasında zaten doğal olarak sürekli bir enerji alışverişi vardır ki bazı bilim adamları buna kuantum etkileşim demekteler. Bu alışverişler de hem yanımızdaki bireyin hem bizim enerji alanımızı sürekli değiştirir.

Alanlardaki Enerji Akışı

Enerji tıbbına göre fizik beden, aura olarak tanımlanan enerji alanının oluşturduğu negatifin fotoğrafı gibidir. Başka bir deyişle fizik beden, auranın enerjetik yapısına ve titreşim gücüne göre biçimlenmekte ve bütünlüğünü korumaktadır. Bu nedenle aura düzeyindeki her değişim fiziğe yansır. Bu değişimlerin fizikteki yansımaları kendini tükenmiş veya enerjiyle yüklenmiş hissetme, sağlıklı olma veya hastalanma şeklinde olabilmektedir.

Bir varlık canlılığını koruduğu sürece kozmos dan gelen çeşitli frekanslardaki enerjiyi aurasındaki çakralar aracılığıyla özümseyip fizik bedene iletir. Fizik beden de alınan besin maddelerini hücrelerinde özümseyip auraya enerji transferi sağlar. Bu durumda yaşayan sistemler hem dıştan içe doğru hem de içten dışa doğru sürekli bir enerjetik değiş tokuş durumundadır. Enerjetik alan fiziği desteklerken, fizik beden de enerji alanını desteklemekte böylece birleşik bir alan oluşmaktadır. Bu birleşik alan normal otonomisini koruduğu sürece sağlıklılık söz konusu olmaktadır.

O halde hareket ve değişim olgusu auramız için de geçerlidir. Duru görürler aurayı dans eden bir enerji seli gibi algılarlar. Auranın enerjetik karakteri her an çok çeşitli etkenlere bağlı olarak değişir. Uzun vadede ise yaşam deneyimlerimiz nedeniyle bilinçdışına kaydettiğimiz çeşitli kararlara (kimseye güvenmeyeceğim, beni kimse sevmez ki, intikamımı alacağım vb.), çeşitli duygulara (öfke, çaresizlik, kızgınlık, incinme, korku vb.) ve bilinçli farkındalığımıza bağlı olarak değişim gösterir. Bu nedenle her insanın aurası kendine özgüdür ve birbiriyle aynı özellikte iki aura yoktur.

Auradaki enerjiler bazen dışarı bazen de içeri doğru akarak sürekli sirküle olur. Bu enerjinin herhangi bir engelle karşılaşmadan akması bedenin sağlıklı olmasını sağlar. Akışa engel olan enerjetik bir blok varsa hastalık meydana gelir.

Örneğin solar pleksus (mide) bölgesinde bir sıkışıklık varsa bedene ulaşması gereken vital enerji, yaşamsal enerji azalır. Yani prana akışı tam olmaz. Çünkü solar pleksus çakrası hayat enerjisini fizik beden için çok önemli olan vital enerjiye dönüştürür. Aşırı gerilim, stres vital enerjiyi tüketir. Azalmış vital enerji genellikle hastalığın başlatıcısıdır.

Vital enerjinin tükenmeye başlamasıyla çabuk sinirlenme, karın veya göğüs bölgesinde sıkışma, tükenme hissi, iş yapmak için isteksizlik, üşengeçlik, sürekli uyku ihtiyacı, depresyon, atalet, cesaretsizlik ve çaresizlik hissi vs. başlar.

Aura Değişimini Tetikleyen Nedenler?

Auranın enerjetik örüntüsünü değiştiren etkenler fiziksel, zihinsel  - duygusal ve süptil etkenler olmak üzere gruplandırılabilir.

Fiziksel etkenler; yenilen ve içilen gıda maddelerinin çeşit ve kalitesi, ilaçlar, solunan havanın kalitesi, fiziksel egzersiz yapıp yapmama, fiziksel yorgunluklar, dinlenme süreçleri ve giydiklerimizin (naylon ve sentetik giysiler zararlı, pamuklu, yün ve ipek giysiler yararlı) bileşimidir.

Auranın enerjetik örüntüsünü değiştiren zihinsel- duygusal etkenler; bireyin içinde bulunduğu ruh hali, sınırlayıcı inançları, yaşadığı olumsuz deneyimler sonrası aldığı kararlar ve takıntılı düşünceler; endişe, korku, kaygı gibi psikolojik etkenlerdir. Örneğin son derece mutlu görünen bir insanın aurasını gözlemleyen bir duru görür, o insan sinirlendiği anda aurasındaki titreşim ve renk değişimlerini net bir şekilde tanımlar. Olumlu duygu halleri auranın çapını ve titreşimini artırırken olumsuz duygu halleri titreşimini düşürüp çapını küçültür.

Auranın enerjetik örüntüsünü değiştiren süptil etkenler ise auramıza dış uzaydan ve psişik atmosferden gelen çeşitli frekans ve dalga boylarındaki enerjilerdir. Auraların değişim ve gelişiminde yakın çevremizde bulunan diğer insanların auraları da etkendir. Bu katkı süptil etkenler kapsamına girer. Enerjetik olarak birbiriyle rezonansa, uyumlu bir ortak titreşime girebilen auralar arasında kendiliğinden bir enerji transferi başlar. Bu, bileşik kaplar misali dolu olandan boş olana doğru bir akıştır. Titreşimsel karakteri benzer titreşim alanlarına sahip olan auralar arasında, enerjetik bir rezonans söz konusu olduğunda, auralar girişim yapmakta, birbirlerini olumlu veya olumsuz yönde etkilemektedir.

Özetle; kimyasal olarak kirlenmemiş yiyecekler, sıvılar ve solunan temiz hava, nefes egzersizleri yapmak, fiziksel egzersiz yapmak, dinlenmek, düzenli uyumak, doğu kökenli olan yoga, meditasyon, taici gibi çeşitli pratikleri yapmak, doğal lifli giysiler giymek auranın titreşimlerini güçlendirirken; aşırı yorgunluk, dengesiz ve düzensiz beslenme, kirli hava, uzun süren uykusuzluk, alkol ve sigara, olumsuz duygu halleri, obsesif takıntılar auranın titreşimlerini düşürür.

Oksijen oranı yüksek tepelere, kırsal bölgelere, ormanlara veya su kenarlarına gitmek ya da bu tip alanlarda yaşamak aurayı güçlendirir. Ayrıca, hayatın iniş ve çıkışlarına karşı iyimserliği, umudu ve pozitifliği koruyabilmek; varlıkları herhangi bir çıkar ve beklentiye bağlı olmadan sevebilmek; yaşamdan keyif almak, neşeli olmak, şifa çalışmaları ve psişik korunma uygulamaları yapmak da aurayı güçlendirir.

Auranın Katmanları

Bazı düşünce ekollerine göre fizik bedenden dışarı taşan auranın çeşitli katmanları vardır. Bu katmanlara enerji bedenler de denir. Kimi ekoller üç, kimi ekoller dört katmandan kimi ekoller ise yedi temel katmandan veya süptil bedenden söz eder. Genel sağlık için her bir katmanın enerjetik olarak güçlü olması gerektiği kabul edilir.

Genel terminolojiye göre auranın ilk dört katmanı; eterik (esiri, vital) beden, Astral (duygusal) beden, mental (zihinsel) beden ve kozal (sezgisel) bedendir. Bu bedenlerin, fizik bedenden uzaklaştıkça süptilleşip inceldiği ve görülmesinin zorlaştığı kabul edilir.

1. Eterik Beden

Eterik beden, fizik bedenden 5 ila 7 cm kadar dışarı taşar ve aura olarak tanımlanan enerji bedenin ilk katmanıdır. Şekil ve boyut olarak fizik bedene benzer. Fizik bedene şekil verir. Ağ benzeri yapısı sürekli hareket eder. Rengi açık maviden griye doğru değişir.

Her organın eterik bir karşılığı vardır. Fizik bedenin hücreleri ve organları, eterik bedenin enerji çizgilerinin oluşturduğu kalıbın üzerinde gelişir. Bu beden aynı zamanda hastalık yapıcı mikropların ve zararlı maddelerin fizik bedene girmesini engeller. Çevreye sürekli bir şekilde yaşam enerjisi yayar. Bu enerji insana doğal bir korunma sağlar.

Stres, sağlıksız beslenme, aşırı alkol ve nikotin tüketimi, ilaçlar, olumsuz düşünceler ve duygular, korkular vs. eterik bedeni zayıflatır. Eterik bedenin enerji akımları düz ve bedene dik olması gerekirken eğik ve düzensizce yayılır. Bu durumda mikropların içeri girmesine neden olan gedikler ve çatlaklar meydana gelir. Böylece hastalık, fizik bedende başlamadan önce eterik bedende başlar ve bu aşamadayken hassas kişiler tarafından görülüp tedavi edilebilir. Şifacı tarafından aktarılan enerjilerle eterik alanın eksilmiş enerjisi yerine konur. Enerji alanı güçlendiği an fiziksel sistem kendini hızla dejenere eder, yeniler. 

2. Astral Beden

Astral bedene duygusal beden de denir. Hem fiziksel bedeni hem de eterik bedeni kapsar. Bedenden 45 ila 120 cm dışarı taşar. Düşünce ve niyete göre 3-4 metreye kadar genişleyebilir. Başka bir duygusal beden veya bedenler varsa, onlarla rezonansa girip o insanı veya grubu da etkileyebilir.

Çevremizdeki insanlardan bize ulaşan duygusal enerjiler özellikle solar pleksüs çakrasından girerek bedenin hayatiyetini ve sağlık durumunu etkiler. Örneğin bir kişi öfkelendiğinde veya sevindiğinde bu duygusal enerji onun alanından her yöne dağılır. Ya da belli bir hedefe giden mermi gibi belirli bir kişiye yansıtılabilir. Eğer diğer kişi yakındaysa, enerji alanı da güçlü bir korunma altında değilse, bu enerji örüntüsü onun alanlarıyla etkileşir. O kişide de benzer duygusal tepkileri, örneğin öfke veya sevinç hislerini oluşturur. Her tür olumsuz inançlar; korku, kaygı, endişe, üzüntü gibi olumsuz ruhsal haller, negatif sözleşmeler duygusal bedende bozulmaya neden olur.

3. Mental Beden

Mental beden, düşünce ve iradenin alanıdır. Akıl yürütme, bağlantı kurma yetilerini oluşturur. Bilinçdışı dediğimiz alandaki kayıtların merkezidir.

Bireylerin mental bedeni evrensel mental alanın bir parçasıdır. Hem duygusal hem de diğer alanlara nüfuz etmiştir. Mental alan bireyin entelektüel işlevlerinin temsilcisi olarak tanımlanabilir. Kişinin vizüalize etme, rasyonalize etme ve kavramlaştırma, net düşünme, sentez yapma ve deneyimlerini anlamlandırabilme yeteneklerini açığa vurur. Bu süreç tanımlandığından daha karmaşıktır çünkü kategorizasyon ve rasyonalizasyon duygusal alanla; kavramlaştırma, sentez ve yaratıcılık ise sezgisel alanla ilişkilidir. Bu alanın parlaklık derecesi entelekt fonksiyonların biçimiyle bağlantılıdır. Her tür suçluluk duygusu, olumsuz düşünceler, sınırlayıcı inançlar mental beden titreşimlerini zayıflatır.

4. Ruhsal Beden

Ruhsal bedene kozal beden de denir. Ruhsal beden insandaki Ben yani Egonun rehberidir. En yüksek frekanslı bedendir. İnsan, kozal bedeni sayesinde ferdiyet kazanır ve diğer bedenlerini idare eder. Ortalama bir insanda fizik bedenden bir metre kadar öteye ulaşırken ruhsal olarak yetkinliğe ulaşmış bir insanda, güçlü bir şifacıda çok daha öteye yayılabilir.

Ruhsal beden, varlığın ruhsal düzeyinden aldığı enerjiyi zihinsel, Astral ve eterik bedenler aracılığıyla fizik bedene aktarır. Astral veya mental bedenler gibi ölüm sonrasında yok olmaz. O, varlığın hayatları boyunca edindiği tecrübe ve bilginin kayıtlarının da tutulduğu aura kanalıdır.

Profesyonel bioenerji olarak adlanan Orijinal Sistem sekiz:

1. Chi eko: Evrensel eylem kontrolü

2. Bioplazmatik: Kişisel eylem kontrolü

3. Biotakyonik: Vücut kontrolü

4. Liastrel: Enerji kontrolü

5. 3.Göz: Duygu kontrolü

6. Tepeçakrik: Zihin kontrolü

7. Kökmikrokozmik: Ego kontrolü

8. Telepatik: Bilinç kontrolü 

AURA EĞİTİMİ 

İnsan aurası, fiziksel bedeni çevreleyen ve çeşitli renklerde algılanan bir enerji alanıdır. Bu alan bedeni her yönden sarar. Üç boyutludur. Sağlıklı bir bireyde, bedenin çevresinde elips ya da yumurta şekli oluşturur. Bedenin çevresinde 2,5- 3 m olduğu kabul edilir. Birey spritüel olarak geliştikçe aurasının enerjetik titreşiminin arttığı ve buna bağlı olarak hem fiziksel olarak sağlıklı olacağı hem de dışsal güçlerden o oranda az etkileneceği kabul edilir. Aurik alanları zayıf olanlar dışsal etkilerden daha çok negatif olarak etkilenir. Bunlar kolay yorulma, çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çıkması vs.dir. 

Aura için,Evrensel Enerji Alanı nın varlıkların etrafında yer alan parçasıdır diyebiliriz. Bugün modern bilim de insan bedeninin etrafında tespit edilebilen bir enerji alanının varlığını kabul etmektedir. Bedenden yayılan bu enerjiler elektriksel, manyetik, ses, ısı, ışık ve elektromanyetik alanlar içermektedir.

Bu enerji alanlarının bazıları, bedenin içinden üretilmekteyken diğerleri ise dışarıdan alınarak beden tarafından dönüştürülmektedir. Bu olay aura ile çevremizdeki enerjiler arasında bir çeşit ozmos gibi düşünülebilir. Bitkilerden,  hayvanlardan,  insanlardan, gezegenden ve gezegen dışından gelen enerjileri auramız aracılığıyla özümseriz.

Enerji Alanları Birbirleriyle Etkileşir

Aurayı ya da enerji alanını göremesek bile hepimiz bir şekilde enerji alanını deneyimliyoruz. Bu konuda herhangi bir bilgimiz yoksa bu yaşadığımız deneyimi adlandıramıyoruz. Şimdi bu deneyimlerin neler olabileceğine bir bakalım:

* Belli kişilerin yanında kendinizi tükenmiş veya iyileşmiş hissettiğiniz oldu mu?

* Belli mekanlarda kendinizi iyi hisseder misiniz? Ya da belli mekanlara gittiğinizde tedirginlikle oradan bir an önce uzaklaşmak istediğiniz oldu mu?

* Yeni tanıştığınız bir insana karşı onu fazla tanımadığınız halde yakınlık duyduğunuz oldu mu?

* Yeşillik yerlere gittiğinizde şarj olduğunuzu hisseder misiniz?

* Birisinin size baktığını hissettiğiniz oldu mu?

*Hepimiz zaman zaman farkında olmadan aura etkileşimlerini tarif eden ifadeler kullanırız:

* Falan...kişiyle tanıştım, elektriklerimiz pek tutmadı.

* İlk görüşte vuruldum.

* Adamda garip bir elektrik vardı, sen de hissettin mi?

* Gözlerinden sanki ateş fışkırıyordu.

* Yo adam çok karizmatik canım.

* Konserde tüylerim diken diken oldu.

* Tipim değil!

Bunlar aslında enerji alanlarının etkileşimlerini tarif etmek için kullandığımız ifadelerdir.

İnsanlar bir araya geldiğinde yaşadıkları ve deneyimledikleri hislere göre enerji alanlarında sürekli bir etkileşim olur. Bu, psişik yetenekleri olan insanlar veya durugörürler tarafından açıkça gözlenebilen ilginç bir fenomendir.

Gün içinde de her birimizin enerji alanı çevremizdeki insanların enerji alanıyla etkileşim halindedir. Auramızın titreşimi diğerlerininkine yakınsa onlarla aramızda doğal bir uyum vardır. Bu bireylerle daha iyi anlaşırız. Onlara sevgi ve sempati hissederiz. Ancak auramızın titreşimi ile uyumlu olmayan bireylerle geçinmemiz zorlaşır; onların yanında sıkıntı ve tükenmişlik duygusu hissedebilir, onlardan hoşlanmadığımızı söyleyebiliriz

Auranın Renkleri

Aura, yani insan enerji alanı, durugörürler tarafından genellikle mavimsi beyaz olarak algılanır ancak her zaman mavimsi beyaz olmayıp farklı renklerde de görülebilir. Metafizik ye göre bu renklerin bulanıklık ya da yoğunluk derecesi, renklerin aura içinde bulunduğu yerler bireyin zihinsel ve duygusal durumuyla, sağlığıyla yakından ilişkilidir. Auranın renkleri ve yoğunlukları gün boyunca yaşadığımız zihinsel ve duygusal iniş - çıkışlara göre, bu iniş ve çıkışı sağlayan ruh hallerimize göre dramatik bir biçimde değişir.   

Bireyler Arası Aura Etkileşimi

Auramızın titreşimi, diğerlerininkine yakınsa doğal bir uyum vardır. Bu bireylerle daha iyi anlaşırız. Ancak auramızın titreşimi ile uyumlu olmayan bireylerle geçinmemiz zorlaşır, onların yanında sıkıntı veya tükenmişlik duygusu hissederiz.  Böylesi durumlarda uyumsuz olduğumuz kişiyi geri veya kötü diye nitelendirmek doğru değildir. Bu durum sadece enerjilerimizin aynı titreşimde olmadığını gösterir.

Başlangıçta hiç hoşlanmadığımız bir bireyle de zamanla çok iyi bir ilişki geliştirebiliriz. Çünkü her an hepimiz öyle veya böyle değişiyoruz. Kaldı ki bir arada bulunan, aynı evi paylaşan bireyler arasında zaten doğal olarak sürekli bir enerji alışverişi vardır ki bazı bilim adamları buna kuantum etkileşim demekteler. Bu alışverişler de hem yanımızdaki bireyin hem bizim enerji alanımızı sürekli değiştirir.

Alanlardaki Enerji Akışı

Enerji tıbbına göre fizik beden, aura olarak tanımlanan enerji alanının oluşturduğu negatifin fotoğrafı gibidir. Başka bir deyişle fizik beden, auranın enerjetik yapısına ve titreşim gücüne göre biçimlenmekte ve bütünlüğünü korumaktadır. Bu nedenle aura düzeyindeki her değişim fiziğe yansır. Bu değişimlerin fizikteki yansımaları kendini tükenmiş veya enerjiyle yüklenmiş hissetme, sağlıklı olma veya hastalanma şeklinde olabilmektedir.

Bir varlık canlılığını koruduğu sürece kozmosdan gelen çeşitli frekanslardaki enerjiyi aurasındaki çakralar aracılığıyla özümseyip fizik bedene iletir. Fizik beden de alınan besin maddelerini hücrelerinde özümseyip auraya enerji transferi sağlar. Bu durumda yaşayan sistemler hem dıştan içe doğru hem de içten dışa doğru sürekli bir enerjetik değiş tokuş durumundadır. Enerjetik alan fiziği desteklerken, fizik beden de enerji alanını desteklemekte böylece birleşik bir alan oluşmaktadır. Bu birleşik alan normal otonomisini koruduğu sürece sağlıklılık söz konusu olmaktadır.

O halde hareket ve değişim olgusu auramız için de geçerlidir. Durugörürler aurayı dans eden bir enerji seli gibi algılarlar. Auranın enerjetik karakteri her an çok çeşitli etkenlere bağlı olarak değişir. Uzun vadede ise yaşam deneyimlerimiz nedeniyle bilinçdışına kaydettiğimiz çeşitli kararlara (kimseye güvenmeyeceğim, beni kimse sevmez ki, intikamımı alacağım vb.), çeşitli duygulara (öfke, çaresizlik, kızgınlık, incinme, korku vb.) ve bilinçli farkındalığımıza bağlı olarak değişim gösterir. Bu nedenle her insanın aurası kendine özgüdür ve birbiriyle aynı özellikte iki aura yoktur.

Auradaki enerjiler bazen dışarı bazen de içeri doğru akarak sürekli sirküle olur. Bu enerjinin herhangi bir engelle karşılaşmadan akması bedenin sağlıklı olmasını sağlar. Akışa engel olan enerjetik bir blok varsa hastalık meydana gelir.

Örneğin solar pleksus (mide) bölgesinde bir sıkışıklık varsa bedene ulaşması gereken vital enerji, yaşamsal enerji azalır. Yani prana akışı tam olmaz. Çünkü solar pleksus çakrası hayat enerjisini fizik beden için çok önemli olan vital enerjiye dönüştürür. Aşırı gerilim, stres vital enerjiyi tüketir. Azalmış vital enerji genellikle hastalığın başlatıcısıdır.

Vital enerjinin tükenmeye başlamasıyla çabuk sinirlenme, karın veya göğüs bölgesinde sıkışma, tükenme hissi, iş yapmak için isteksizlik, üşengeçlik, sürekli uyku ihtiyacı, depresyon, atalet, cesaretsizlik ve çaresizlik hissi vs. başlar.

Aura Değişimini Tetikleyen Nedenler?

Auranın enerjetik örüntüsünü değiştiren etkenler fiziksel, zihinsel  - duygusal ve süptil etkenler olmak üzere gruplandırılabilir.

Fiziksel etkenler; yenilen ve içilen gıda maddelerinin çeşit ve kalitesi, ilaçlar, solunan havanın kalitesi, fiziksel egzersiz yapıp yapmama, fiziksel yorgunluklar, dinlenme süreçleri ve giydiklerimizin (naylon ve sentetik giysiler zararlı, pamuklu, yün ve ipek giysiler yararlı) bileşimidir.

Auranın enerjetik örüntüsünü değiştiren zihinsel- duygusal etkenler; bireyin içinde bulunduğu ruh hali, sınırlayıcı inançları, yaşadığı olumsuz deneyimler sonrası aldığı kararlar ve takıntılı düşünceler; endişe, korku, kaygı gibi psikolojik etkenlerdir. Örneğin son derece mutlu görünen bir insanın aurasını gözlemleyen bir durugörür, o insan sinirlendiği anda aurasındaki titreşim ve renk değişimlerini net bir şekilde tanımlar. Olumlu duygu halleri auranın çapını ve titreşimini artırırken olumsuz duygu halleri titreşimini düşürüp çapını küçültür.

Auranın enerjetik örüntüsünü değiştiren süptil etkenler ise auramıza dış uzaydan ve psişik atmosferden gelen çeşitli frekans ve dalga boylarındaki enerjilerdir. Auraların değişim ve gelişiminde yakın çevremizde bulunan diğer insanların auraları da etkendir. Bu katkı süptil etkenler kapsamına girer. Enerjetik olarak birbiriyle rezonansa, uyumlu bir ortak titreşime girebilen auralar arasında kendiliğinden bir enerji transferi başlar. Bu, bileşik kaplar misali dolu olandan boş olana doğru bir akıştır. Titreşimsel karakteri benzer titreşim alanlarına sahip olan auralar arasında, enerjetik bir rezonans söz konusu olduğunda, auralar girişim yapmakta, birbirlerini olumlu veya olumsuz yönde etkilemektedir.

Özetle; kimyasal olarak kirlenmemiş yiyecekler, sıvılar ve solunan temiz hava, nefes egzersizleri yapmak, fiziksel egzersiz yapmak, dinlenmek, düzenli uyumak, doğu kökenli olan yoga, meditasyon, taici gibi çeşitli pratikleri yapmak, doğal lifli giysiler giymek auranın titreşimlerini güçlendirirken; aşırı yorgunluk, dengesiz ve düzensiz beslenme, kirli hava, uzun süren uykusuzluk, alkol ve sigara, olumsuz duygu halleri, obsesif takıntılar auranın titreşimlerini düşürür.

Oksijen oranı yüksek tepelere, kırsal bölgelere, ormanlara veya su kenarlarına gitmek ya da bu tip alanlarda yaşamak aurayı güçlendirir. Ayrıca, hayatın iniş ve çıkışlarına karşı iyimserliği, umudu ve pozitifliği koruyabilmek; varlıkları herhangi bir çıkar ve beklentiye bağlı olmadan sevebilmek; yaşamdan keyif almak, neşeli olmak, şifa çalışmaları ve psişik korunma uygulamaları yapmak da aurayı güçlendirir.

Auranın Katmanları

Bazı düşünce ekollerine göre fizik bedenden dışarı taşan auranın çeşitli katmanları vardır. Bu katmanlara enerji bedenler de denir. Kimi ekoller üç, kimi ekoller dört katmandan kimi ekoller ise yedi temel katmandan veya süptil bedenden söz eder. Genel sağlık için her bir katmanın enerjetik olarak güçlü olması gerektiği kabul edilir.

Genel terminolojiye göre auranın ilk dört katmanı; eterik (esiri, vital) beden, astral (duygusal) beden, mantal (zihinsel) beden ve kozal (sezgisel) bedendir. Bu bedenlerin, fizik bedenden uzaklaştıkça süptilleşip inceldiği ve görülmesinin zorlaştığı kabul edilir.

1. Eterik Beden

Eterik beden, fizik bedenden 5 ila 7 cm kadar dışarı taşar ve aura olarak tanımlanan enerji bedenin ilk katmanıdır. Şekil ve boyut olarak fizik bedene benzer. Fizik bedene şekil verir. Ağ benzeri yapısı sürekli hareket eder. Rengi açık maviden griye doğru değişir.

Amerikalı ünlü şifacı ve bir durugörür olan Dora Kunz, Barbara Ann Brennan ve pek çok durugörü şifacılarına göre eterik alanda, fiziksel olan her organın eterik bir karşılığı vardır. Fizik bedenin hücreleri ve organları, eterik bedenin enerji çizgilerinin oluşturduğu kalıbın üzerinde gelişir. Bu beden aynı zamanda hastalık yapıcı mikropların ve zararlı maddelerin fizik bedene girmesini engeller. Çevreye sürekli bir şekilde yaşam enerjisi yayar. Bu enerji insana doğal bir korunma sağlar.

Stres, sağlıksız beslenme, aşırı alkol ve nikotin tüketimi, ilaçlar, olumsuz düşünceler ve duygular, korkular vs. eterik bedeni zayıflatır. Eterik bedenin enerji akımları düz ve bedene dik olması gerekirken eğik ve düzensizce yayılır. Bu durumda mikropların içeri girmesine neden olan gedikler ve çatlaklar meydana gelir. Böylece hastalık, fizik bedende başlamadan önce eterik bedende başlar ve bu aşamadayken hassas kişiler tarafından görülüp tedavi edilebilir. Şifacı tarafından aktarılan enerjilerle eterik alanın eksilmiş enerjisi yerine konur. Enerji alanı güçlendiği an fiziksel sistem kendini hızla rejenere eder, yeniler. 

2. Astral Beden

Astral bedene duygusal beden de denir. Hem fiziksel bedeni hem de eterik bedeni kapsar. Bedenden 45 ila 120 cm dışarı taşar. Düşünce ve niyete göre 3-4 metreye kadar genişleyebilir. Başka bir duygusal beden veya bedenler varsa, onlarla rezonansa girip o insanı veya grubu da etkileyebilir.

Çevremizdeki insanlardan bize ulaşan duygusal enerjiler özellikle solar pleksüs çakrasından girerek bedenin hayatiyetini ve sağlık durumunu etkiler. Örneğin bir kişi öfkelendiğinde veya sevindiğinde bu duygusal enerji onun alanından her yöne dağılır. Ya da belli bir hedefe giden mermi gibi belirli bir kişiye yansıtılabilir. Eğer diğer kişi yakındaysa, enerji alanı da güçlü bir korunma altında değilse, bu enerji örüntüsü onun alanlarıyla etkileşir. O kişide de benzer duygusal tepkileri, örneğin öfke veya sevinç hislerini oluşturur. Her tür olumsuz inançlar; korku, kaygı, endişe, üzüntü gibi olumsuz ruhsal haller, negatif sözleşmeler duygusal bedende bozulmaya neden olur.

3. Mantal Beden

Mantal beden, düşünce ve iradenin alanıdır. Akıl yürütme, bağlantı kurma yetilerini oluşturur. Bilinçdışı dediğimiz alandaki kayıtların merkezidir.

Bireylerin mantal bedeni evrensel mantal alanın bir parçasıdır. Hem duygusal hem de diğer alanlara nüfuz etmiştir. Mantal alan bireyin entelektüel işlevlerinin temsilcisi olarak tanımlanabilir. Kişinin vizüalize etme, rasyonalize etme ve kavramlaştırma, net düşünme, sentez yapma ve deneyimlerini anlamlandırabilme yeteneklerini açığa vurur. Bu süreç tanımlandığından daha karmaşıktır çünkü kategorizasyon ve rasyonalizasyon duygusal alanla; kavramlaştırma, sentez ve yaratıcılık ise sezgisel alanla ilişkilidir. Bu alanın parlaklık derecesi entelekt fonksiyonların biçimiyle bağlantılıdır. Her tür suçluluk duygusu, olumsuz düşünceler, sınırlayıcı inançlar mantal beden titreşimlerini zayıflatır.

4. Ruhsal Beden

Ruhsal bedene kozal beden de denir. Ruhsal beden insandaki Ben yani Ego nun rehberidir. En yüksek frekanslı bedendir. İnsan, kozal bedeni sayesinde ferdiyet kazanır ve diğer bedenlerini idare eder. Ortalama bir insanda fizik bedenden bir metre kadar öteye ulaşırken ruhsal olarak yetkinliğe ulaşmış bir insanda, güçlü bir şifacıda çok daha öteye yayılabilir.

Ruhsal beden, varlığın ruhsal düzeyinden aldığı enerjiyi zihinsel, astral ve eterik bedenler aracılığıyla fizik bedene aktarır. Astral veya mantal bedenler gibi ölüm sonrasında yok olmaz. O, varlığın hayatları boyunca edindiği tecrübe ve bilginin kayıtlarının da tutulduğu alandır.

Auradaki Enerji Merkezleri (Çakralar)

Hint yoga sistemi ve psişik yetenekleri olan çoğu kimseye göre, auramızda belirli bazı enerji merkezleri bulunmaktadır. Tepeden bakıldığında, dönüp duran enerji girdaplarına benzedikleri için yoga sisteminde bunlara tekerlek anlamına gelen Çakra (Şakra) adı verilmiştir. Bu terim günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Auranın ya da insan enerji alanının belli bölgelerinde bulunan ve kozmozdan gelen enerjileri alıp dönüştüren şakralar, enerji alanının her katmanında bulunur. Alıp dönüştürdüğü enerjileri bir alt katmandaki çakralara iletir.

Çakralar bedenimizdeki salgı bezleriyle ve ana sinir merkezleriyle bağlantılıdır. Her bir şakra belli organ ve sistemlere enerji desteği verir. Bir insandan dışarı doğru yayılan enerjiler de diğer insanlardan gelen enerjiler de çakralardan giriş çıkış yapar.

Çakraların anatomisi Hint ve Tibet tantrik literatüründe tanımlanmıştır. Bu konudaki en detaylı bilgileri Batı ya ilk aktaran kişi C. W. Leadbeater dır. Çakralar konusunda Leadbeater dan sonra Swami Rama ve Hiroshi Motoyama nın detaylı çalışmaları olmuştur.

Çakraların Fonksiyonu

Daha önce de söylediğimiz gibi prana dediğimiz hayat enerjisi şakralardan giriş yapar. En dış katmandaki çakralar aldıkları enerjinin frekansını biraz düşürüp bir alt katmandaki çakralara iletir. O katmandaki çakralar da aldığı enerjinin frekansını düşürüp bir alt katmana iletir. Bu böyle devam ederek, hayat enerjisi fizik bedene iletilir. Bu şekilde, hayat enerjisinin titreşimleri fizik bedenin kaldırabileceği, kullanabileceği frekanslara düşürülmüş olur. O halde çakralar hem hayat enerjisinin giriş kapısıdır, hem de fizik bedeni zarar görebileceği yüksek frekanslardan korumaktadır.

Yedi ana çakra ve üç ara yani ikincil çakralar vardır. Çakralar tarafından soğurulan hayat enerjisi, nadi denilen enerji kanallarıyla enerji bedenlere ve fizik bedene aktarılır. Çakraların soğurduğu süptil enerjiler fizik bedenin canlılığını, iş yapabilme gücünü, yeryüzü hayatının sürekliliğini sağlar.

Durugörü yeteneği olan kimseler çakraları kolayca fark edebilir ve onların tarifleri üzerine renkli olarak resmedilmiştir. Çakralar gelişmemiş durumdayken yaklaşık 5 cm çaplı ve hareketli birer küçük daireye benzer. Ortalama bir insanda çevrelerine hafif bir ışık saçmaktadır. Spritüel nitelikli tekniklerle uyandırıldığında ise alev alev yanan ve parıldayan çevrintilere benzer.

Bir insanın bazı çakraları daha iyi çalışırken bazı çakraları yeterli enerji dönüşümünü yapamayabilir. Bazı çakraları bloke olmuş yani tıkanmış olabilir. Bu durumda, sağlıklı bir şekilde çalışmayan şakranın kontrolünde olan organlarda sorun başlar. Fizik sağlık için 7 çakranın da açık ve belirli bir hızda çalışması gerekir.

İyi çalışan çakraların her biri kendi özel enerjisini üretir. Psişik yeteneklerini geliştirmek isteyen veya şifacı olmak isteyen bireylerin çakralarının açık ve enerji akışlarının güçlü olması gerekir.Eğer kapalı ise metafizik uzmanı Gökhan Hani tarafından eğitim öncesi açılmaktadır.

Enerji Kanalları

Şakraların alıp dönüştürdüğü enerjileri bedene dağıtan kanallara ise nadi denir. Nadiler akupunkturun meridyenlerine karşılık gelir. Bazı ekollere göre 340.000, bazılarına göre 72.000 nadi vardır. Bunlardan 10 veya 14 tanesi hemen hemen tüm ekollerde ortak olarak tanınır. Bunların da üçüne çok özel bir önem atfedilir. Bu üç nadi suşumna, ida ve pingala olarak adlandırılır. Suşumnanın kuyruksokumundan başlayıp omurga kanalı içinde yükseldiği, ida ve pingalanın ise suşumnanın iki tarafında yer alıp burun deliklerinde sona erdiği kabul edilir. Nefes egzersizlerinde burundan nefes almak, nefesle birlikte içeri alınan pranayı artırır. Nefes egzersizleri, bedene giren prana artışını sağladığı için yoga, meditasyon, şifacılık ve psişik korunma uygulamaları yapanlarca önemsenir.

Diğer nadilerden bazılarının ise el ve ayak parmaklarının uçlarında sona erdiği kabul edilir. Özellikle ellerini kullanarak şifa yapan şifacıların şifa eylemi sırasında, parmak uçlarından yoğun bir enerji çıkışı gerçekleşir.

Yedi Ana Çakra ve Fonksiyonları

1. Kök Çakrası

Kök çakrası, kuyruk sokumunun altında, cinsel organla makat arasında bulunur. Genellikle kırmızı renkli olarak gözlenir. Kök çakra enerji alanını yerküreye bağlar. Yeryüzünde yaşama iradesini ve isteğini güçlendirirken bedensel canlılığı sağlayıp güç verir. Boşaltım ve üreme sistemlerini denetler.

Duygusal ve psikolojik travmalar kök çakranın düzensiz çalışmasına neden olur. Bu nedenle yaşama sevincinde azalma, fiziksel aktiviteden kaçma, halsizlik, yorgunluk, isteksizlik ve kendini hasta hissetme hali başlar.

Bu çakra uyandırıldığında, kundalini denilen enerji omurga boyunca bulunan üç kanal ile yukarı doğru çıkar ve diğer çakraları da olumlu yönde etkileyip psişik yeteneklerin ortaya çıkmasını mümkün kılar. 

2. Karın Altı Şakrası (Hara)

Cinsel organın bittiği yerde, karnın alt tarafında bulunur. Rengi turuncudur. Bazı konularda hırs ve arzulu olmayı sağlar. Diğer Çakralarla birlikte yaşam gücünü destekler. Cinsel organlara, idrar sistemine, böbreküstü bezlerine ve bağışıklık sistemine enerji desteği verir. Fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak zevk alıp vermeyi sağlar.

3. Mide, Solar Pleksus Çakrası

Solar pleksus çakrasına güneş sinirağı da denir. Göbek deliği civarında bulunur. Başat rengi sarıdır. Mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak ve sinir sistemine enerji desteği verir. Sindirim faaliyetlerini düzenler. Solar pleksüs çakrası düzgün çalışan insanların sağlıklı bir duygusal hayatları vardır.

Stres veya duygusal problemler, heyecan, kızgınlık, korku, sevgi gibi titreşimleri düzenler. Tüm çakralar gibi bu çakranın da aşırı kullanılması tehlikelidir.

4. Kalp Çakrası

Kalp çakrası, iki göğsün ortasında bulunur. Canlı altın sarısı ve yeşil renklidir. Kalp, akciğer, timüs bezi, akciğer - mide siniri ve sırtın üst kısmına enerji gönderir. Sevgiyi tezahür ettirdiğimiz merkezdir. Tüm hayata bağlılık enerjisi akıtır. Güçlendikçe, tüm yaratıkları sevebilme bilincini açığa çıkarır. Fizik bedenin zinde olmasında rolü vardır. Yüksek bilinç boyutlarını anlayabilme, sevgiyi tezahür ettirme, iradeyi kullanma ve var olma anlayışı ile yakından ilişkilidir.

5. Boğaz Çakrası

Boğaz çakrası, boğazın ön tarafında bulunur. Gümüşi mavi renktedir. Tiroit ve paratiroit bezlerine, bronşlara, akciğere enerji sağlar. Şarkıcılarda ve iyi konuşmacılarda daha parlak ve hızlı hareketlidir. Kendini ifade etme yeteneğini tezahür ettirip kişisel ihtiyaçlar ile ilgili sorumluluk alabilmeyi sağlar.

6. Alın Çakrası (3.göz)

Alın çakrası, alnın ortasında bulunur. Mavi mor - lacivert renklidir. Hipofiz bezine, beynin alt kısmına, kulak, burun ve sinir sistemine enerji sağlar. Pek çok ekolde üçüncü göz olarak tanımlanır. Zihinsel kavramları imgeleme, evren ve dünya ile ilgili gerçekliği algılama ve anlama yetisi ile ilişkilidir. Yaratıcı fikirlerin oluşmasında etkilidir. Bu çakranın tıkanması ve saat yönüne ters dönmeye başlaması bireyin olumsuz fikirler üretmesine neden olur.

7. Taç Çakrası

Taç çakrasına;tepe çakrası da denir. Başın tepesinde bulunur. Genellikle beyaz veya mor renkli tanımlanır. Beyne ve özellikle epifiz bezine enerji gönderir. Bu şakra bireyin ruhsal durumu ile fiziksel, zihinsel ve duygusal bütünlüğünü temin eder.

Bu şakra sağlıksız ise diğer tüm çakralarda da düzensizlik olur. Bazı şifacılar şifa yaparken solar pleksus çakrasını, bazıları kalp çakrasını, bazıları alın çakrasını, bazıları boğaz çakrasını bazıları da tepe çakrasını daha yoğun kullanır.

Çakralar normal biçimde işlevlerini yaparken, her biri açık olur. Saat yönünde dönerek evrensel alandan gerekli enerjileri çekip metabolize eder. Saat yönüne ters yönde dönmesi ise, akımın bedenden dışarı doğru olduğunu gösterir. Çakra gelen enerjilere kapalı demektir. Bu da enerji kaybını işaret ettiği gibi süptil enerjileri alamadığını ve fiziğin bu kıymetli enerjilerden mahrum kaldığını gösterir. Bu kaybın önüne geçilmesinde ve bu tip çakraların enerjiyle şarj edilmesinde fayda vardır. Şifacıların aktardığı enerjiler, çakralardaki tıkanıklığı açtığı gibi o çakranın metabolik aktivitesinin yeniden dengelenmesinde rol alır. Metabolik aktivitesi yeniden dengelenen çakradan, o çakranın enerjetik destek sunduğu organ ve sistemlere ve bedenin bütününe akan enerji artar. Bu durum da hücrelerin enerjetik olarak güçlenmesine, problemli bölgelerini iyileştirmesine, dokuların kendini tamir etmesine ve hastalıklı bölgelerin iyileşmesine neden olur.

Sonuç olarak bizler yalnızca beden değiliz. Bu bedenden dışarı taşan ve daha asli olan enerji bedenimizle yani auramızla çevrelenmiş durumdayız. Her birimizin enerji alanı, ait olduğu Evrensel Enerji Alanı içinde birbiriyle girişim yapmakta, etki alıp etki vermekte. Enerji bedenlerimiz diğerlerinin enerji bedenleriyle, fiziksel bedenlerimizin olduğundan daha fazla iletişim halinde. Enerji beden ve yüksek frekanslar hakkındaki farkındalığımız geliştikçe, evrendeki yerimizle daha sağlam bir bağ kuruyoruz. Kim olduğumuzu, bu dünyaya ne için geldiğimizi  sorgulayıp bilgilenirken zihinsel ve duygusal olarak büyümeyi, olgunlaşmayı öğreniyoruz. Enerji alanlarımıza zarar veren ve psişemizin derinliklerinde kayıtlı bulunan geçmişin olumsuz deneyim ve duygularının ürettiği bozunmayı tamir ediyoruz. Süptil enerji alanlarımızın vibrasyonunu yükseltip, üretici özümüzün kendini daha yüksek niteliklerle tezahür etmesine zemin hazırlıyoruz.

Her ne kadar hepimiz bu alanı göremesek de o varlığını korumakta ve fonksiyonlarını yerine getirmekte. Fizik sağlığı koruma ve iyileştirme süreçleri içindeyken, enerji bedenin sağlığını ve bütünlüğünü korumaya ve temin etmeye yönelik uygulama pratikleri içinde de olabilmek varlığımızın bütününe yönelik kıymetli bir yardım olacaktır. Görünen görünmeyenin tezahürüdür. Bu her zaman böyle olmuştur.