METATERAPİ

Ruhsal sorunlarınıza klasik psikoloji yöntemlerinden farklı olarak geliştirdiğimiz Meta-terapi yöntemiyle çözüm sunuyoruz.Meta-terapi de esas olan ruh yapısının işlevsel foksiyonudur.

Psikoloji davranış bilimi olarak,ruhsal hastalara psiko-terapi ve anti-depresan ilaçlarla çözüm sunmaktadır.Meta-terapi ise ruhsal sorunlara ilaçlı tedavi yönteminden ziyade,yaklaşımcı ve olgucu yaklaşımlarla analitik bakış açısı oluşturmaktadır

Psikoloji bilimi asla ruh bilimi değildir.Ruh bilimi daha geniş daha kapsamlı özellikleriyle kendini spirütüalist açılımlarla geliştirmiştir.Bazı ruh hastalıkları davranışa yansısa da,asıl itibariyle ruhun bedenden bağımsız olarak gösterdiği tepki mahiyetidir.

Ruh tepkimesinin karekterstik özellikleri aşırı artığında davranışta kendini deşifre eder.Bazı ruh hastalıkları davranışa yansımadığından,ruhun yaydığı doğal enerji ölçümleriyle gerekli çözümler Meta-terapide yer almaktadır. (Meta terapi) 1925;lerden sonra psikanalizin bir evrim sürecine girdiğini söyleyenebilir. Klasik psikanaliz, haftada 6-8 seanstan oluşan ve hastanın serbest çağrışımla çözümlenmeye çalışıldığı bir yaklaşım uyguluyordu.

Buna karşılık yeni psikanalistler seans sıklıklarını azaltmışlar, serbest çağrışım tekniğinden farklı teknikler geliştirmişler ve serbest çağrışım olmadan da bilinçaltına ulaşılabileceğini savunmuşlardır. Freud sonrası gelişen ve meta terapi adı altında toplanan olgular, birbirlerinden bir takım özelliklerle ayrılan bir ekoller bütününü oluşturur. Günümüzde psikologlar Freud temelli 278 kuramı hastalarına uyguluyorlar. Aynı zamanda dinamik ve dinamik olmayan 399 yöntem kullanılıyor. Bunların arasında; müzik terapisi, yaklaşım terapisi, sanat terapileri, çeşitli grup terapileri, aile danışmanları, evlilik danışmanları, çocuk terapileri, yeni doğan ruhsaliyeti göze çarpmaktadır.

Bugün psikanaliz, doğuşundan bir asır geçtikten sonra hiç olmadığı kadar canlı. Üstelik temel kuramları zamanla zenginleşse de özde aynı kaldı. Günümüzdeki psikanaliz ekollerini dört başlık altında toplayana bilir. Dürtü-Savunma Ekolü, Obje İlişkileri Ekolü, Ben (ego) ve Benlik yaklaşımları. Tüm psikanaliz ekollerinin temelinde yedi ana varsayım vardır.

1. Spirütüel gerekircilik: Tüm insan davranışlarının bir anlamı vardır. İnsan zihninin belli bir takım işleyişi, belli yasalar çerçevesinde diğer işleyişlere bağlıdır. Sonuçlara bakarak sebeplere ulaşmak olasıdır.

2. Bilinçdışı süreçlerin varlığı: İnsan zihninin belli bir katmanındaki bilgiler, izlenimler, ihtiyaçlar, bilinçli alan tarafından algılanamaz, kullanılamaz.

3. Motivasyonun amaç yönelimli ve dinamik niteliği: İnsan zihni dürtüler tarafından harekete geçirilir. Zihin amaca yönelik işler. Amaçsa, dürtüleri doyuma kavuşturmak, acıdan kaçınmaktır.

4. Epigenetik gelişim: Her gelişim, birbirini takip eden dönemlerden oluşur ve her dönemin bir kriz noktası vardır. Herhangi bir döneme ait kriz noktası aşılamazsa, bir sonraki döneme ait kriz noktasının aşılması engellenir.

5. İnsan zihninin zamanın belli bir noktasında sahip olduğu işlevler: İnsan zihninin üç öğesi vardır. İd, ego, süper ego. İd, içgüdülerin, dürtülerin, doyurulmayı bekleyen gereksinimlerin haznesidir. Süper ego, töresel, ahlaki içselleştirmelerin, yasaların, yasakların, değerlerin ve ideallerin katmanıdır. Ego, bu iki katman arasında yer alan ve savunmaları ile birbirine zıt iki kuvvet arasında denge kurmaya çalışan bir katman ve bünyedir.

6. Psişik aygıtın adaptif özelliği: İnsan sadece dürtüler, yasalar ve yasaklara göre yaşamaz, aynı zamanda gerçeklik yönelimli planlamalar, stratejiler, yargılar oluşturmak, ayakta kalmak için çevreye en adaptif yanıtları vermek durumundadır

7. İnsan varlığının psikososyal yanı: İnsan içinde yaşadığı toplumdan etkilenir ve toplumu etkiler. DÜRTÜ SAVUNMA EKOLÜ Dürtü savunma ekolünde odak, dürtüler ve bunlara karşı koymaya çalışan savunmaların yarattığı çatışma üzerinedir. Arzular, istekler, gereksinmeler ki daha çok vücut çıkışlı gerilim yükselmeleridir, doyurulmayı beklerken sosyal gerçekler, yasaklar ve cezalandırmalarla karşılaşırlar. Bu çatışma sonucunda, ortaya çıkan olgular, kaygı, suçluluk, utanç, ketlenme, semptom oluşumu ve patolojik kişilik özellikleridir. Zihnin yapısı, alt ben, ben ve üst ben üçlemesinden oluşur. Psişik aygıtın enerji kaynağı cinsellik ve saldırganlık ile ifade edilen ikili içgüdüdür. Gelişim, birbirini izleyen psikoseksüel devrelerden oluşur. Oral, Anal, Fallik, Oedipal ve Gizil devreler. Analizde değişimi sa

BENLİK (SELF) PSİKANALİZMİ

Self ( kendi, kendilik, benlik) psikanalizimi, insanın kendine verdiği değeri ve bütünlüğünü koruyabilmesinde dış ilişkilerinin önemini vurgular. Bu kuramsal yaklaşıma göre, tedaviye gelen kişi, kendini iyi hissedebilmek için diğer insanlardan gelecek olumlu tepkilere aşırı bir ihtiyaç duyar. Self psikanalizimi Heinz Kohut un ciddi narsistik bozukluklar gösteren hastaların psikanalitik tedavisi sırasında edindiği izlenimler sonucu geliştirilmiştir. Bu insanlar tedavi ortamına klasik nevrotik hastalardan farklı belirtiler getirmekte ve tanımlamakta güçlük çektikleri bir çöküntüden ya da ilişkilerindeki doyumsuzluktan yakınmaktaydılar. Kendilerine verdikleri değer, çevrelerindeki insanların tepkilerinden kolayca etkilenebiliyordu. (Kohut'un Patoloji Kategorileri) Kohut, bu hastaların iki tür transferans geliştirdiğini gözlemledi. Ayna transferansı ve idealize ederek transferans. Ayna transferansında hasta sürekli terapistinin onayını ve beğenisini arar. Bu arayış, çocuğun ilgi çekme gösterilerine karşılık annesinin gözlerinde pırıltı aramasını andırır. Kohut ;a göre anneden gelen onaylayıcı tepkiler normal bir gelişim için büyük önem taşır ve çocuğun kendisine önem verebilmesini sağlar. Anne onaylayıcı tepkiler vermediğinde, çocuk bütünlük duygusunu sürdürmede ve kendine olan saygısını korumada güçlük çeker. Bütünlüğünü koruyamayan çocuk umutsuzluk içinde kusursuz olmaya ve "performansı" ile ebeveynini etkilemeye çalışır. Tedaviye gelen bir yetişkin de ayna transferansı geliştirdiğinde, terapisti için performans göstererek ondan onay alabilme çabalarına girebilir. İdealize ederek transferansta tedaviye gelen kişi, terapisti sınırsız gücüyle rahatlatan ve iyileştiren bir varlık olarak yaşar. Ayna tepkisini zaten alamayan çocuğun, anneyi idealize etme ihtiyacı da karşılanamamış olabilir. Böylesi bir geçmiş yaşantı, idealize etme ihtiyacının tedavi ortamında terapiste yöneltilmesine neden olur. Bu iki transfer türü, çocukluğun ilk dönemlerindeki yetersiz ebeveyn sonucu oluşan dağılma eğilimine karşı geliştirilmiş çabalardır. Bu ekole göre temel anksiyete, dağılma anksiyetesi dir. İnsanın self obje tepkilerinden yoksun kalması sonucu dağılacağı ve ruhsal ölümüyle yüzleşeceği korkusunu tanımlar. Self psikanalizmine göre, uyuşturucu kullanımı, cinsel davranış sapmaları, yemek yeme nöbetleri gibi birçok belirti davranışı, dağılma eğiliminde olan benliğin iç uyumunu ve bütünlüğünü koruma ve sürdürme amacıyla alınmış acil önlemlerin anlatımıdır. Self Psikanalizminde terapinin asıl amacı benlik bütünlüğünü koruyabilmeye yöneliktir. Bugün benlik psikanalizimi en kuvvetli Psikanalitik ekollerden biridir. Özellikle A.B.D.de çok sayıda klinisyen Benlik Psikanalizimi yakından izlemektedir. Son yıllarda sayısı artan çok sayıda enstitüde Benlik Psikanalizime dayalı psikanalitik eğitim verilmektedir. Avrupa’da da Benlik Psikanalizimi Enstitü ve topluluklarının hızla arttığı görülmektedir.

OBJE İLİŞKİLERİ KURAMI

Ego psikolojisine göre, içgüdüsel dürtüler birincil, obje ilişkileri ikincildir. Obje ilişkileri kuramı ise dürtülerin bir ilişki içinde belirlendiğini ve bu ikisinin birbirinden soyutlanamayacağı görüşünü savunur. Bu araştırıcıların tümü Oediepus Kompleksi öncesindeki gelişimle ilgilenir ve çalışmalarını içleştirilmiş obje ilişkilerine odaklaştırırlar. Bu kurama göre, insanlar arası ilişkiler, ilişkilerin içleştirilmiş imgelerine dönüştürülerek yaşanır. Çocuklar gelişimleri sırasında, ilişki içinde oldukları kişileri içleştirmekten öte ilişkilerin kendisini iç dünyalarına mal ederek yaşarlar. Emzirme süreci bebek için sıcak ve olumlu bir yaşantıdır. Böyle bir süreçte bebek, kendisini, annesini ve emzirilme olayının yarattığı duyguları olumlu bir yaşantı olarak algılar. Acıktığında anneyi yanında bulamaması ise olumsuz bir yaşantıya neden olur. Engellenmiş olan kendisini ve ilgisiz annesini olumsuz bir biçimde algılarken korku ve kızgınlık da yaşar. Bu karşıt yaşantıları giderek, kendi imgesini (ben), objenin imgesini (anne) ve bu ikisi arasında oluşan duyguları içeren ilişkilerin karşıt yönleri olarak içselleştirir. Olumlu nitelikler taşıyan obje imgesi, bebeğin, acıktığı zaman annesine duyduğu ihtiyaçtan kaynaklanır ve doyum arayışı içinde olan bebeğin, annenin sanrısal bir imgesini yaratmasıyla başlar. Annenin olumlu ve sevecen yönlerinin içleştirilmiş imgelere dönüşmesi, bebeğin anneyi kaybetme korkularından kaynaklanır. Annenin olumsuz yönlerinin içleştirilmesi biraz daha karışıktır. Bir objeyle kurulan bağ, hiç obje olmamasına yeğlenir ve bebek annenin olumsuz-kötü yönlerini de içleştirerek bunun üzerinde denetim sağlamaya çalışır. Öte yandan içleştirilen bir obje imgesi, dıştaki objenin gerçek niteliğini yansıtmıyor olabilir. Klinik çalışmalarda da gözlemlendiği gibi, olumsuz bir objeyle kurulan yoğun bağ, bu objeyle daha iyi bir bağ kurabilme isteğini de içerir. Bu değerlendirme, neden bazı insanların özellikle kendilerine karşı reddedici bir tutum gösteren kişilere yönelme eğiliminde olduklarını da açıklar. Obje ilişkileri ekolü insanı çocukluktan taşınmış içsel bir drama nın terimleri ile okumaya çalışır. Kişi, çocukluğunda oynamak zorunda kaldığı, içselleştirdiği ve özdeşleştiği bu drama yı, yaşamının ileriki dönemlerinde de yansıtmaktadır. Bunun sonucunda ya kendi piyesine oyuncular aramakta, ya da tam kendi piyesine uygun rollere sahip kumpanyalara katılmaktadır.

BEN (EGO) PSİKANALİST KURAMI

Ego psikanalizimde çağdaş temsilcileri, Freud un normal ve sağlıklı davranışları doğrudan ve yeterince incelememiş olduğu kanısındadırlar. Bu araştırıcılar, olağan insan davranışlarının tümünü, kızgınlık, cinsel istek gibi içgüdüsel dürtüler ve bunların denetimindeki güçlüklerden kaynaklanan korkularla açıklamanın yanıltıcı bir yaklaşım olduğu görüşündedirler. Onlara göre davranışlar, içgüdüsel dürtülerden başka nedenleri (örneğin, bazı öğrenme süreçleri) de içerirler. Dolayısıyla insan, içinde bulunduğu durumları, elinde olmayan nedenlerle değil, kendi seçimleri sonucu yaşar. Bu seçimler yalnızca içgüdülerin zorlamasıyla değil, görme, işitme gibi davranış araçlarının içgüdülerden bağımsız olarak çevreyle ilişkide bulunması sonucu gelişir. Bu ekol, adaptasyon kapasiteleri ve savunmalara özel önem verir. Kişiliğin gelişimi ile beraber, adaptasyon kabiliyetinin, gerçeklik sınamasının ve savunmaların geliştiği ve genişlediği iddia edilir. Ego psikanalizmin temsilcileri bu görüşlerden hareket ederek, çalışmalarını insanın kendine yön verebildiği ve çevresiyle baş edebildiği etkin davranışları anlayabilme amacına yönelmişlerdir. Ben psikanalizmin patoloji üzerine düşüncelerinde "ben zayıflığı"nın büyük yeri vardır. Ben zayıflığı kendisini, hazzı erteleyememe, dürtüyü kontrol edememe, kaygıyı tolere edememe ve hayal kırıklıkları ile başa çıkamama ile gösterir. Bu zayıflığa sebep ise, alt benin dürtüleri ile çevresel baskılar arasındaki uzlaşmaz çatışmaların yarattığı gerilim ve doğuştan varolan yapısal eksiklik ve kusurlardır. Analizdeki değiştirici etken, ilkel savunmaların çözümlenmesi ve gelişmiş (gerçeklik yönelimli) savunmaların oluşumu sağlamaktır.

TÜM RUHSAL SORUNLARINIZI BİZE DANIŞARAK META-TERAPİ YÖNTEMİYLE, EĞİTİM SEANSLARI ALARAK KENDİ HASTALIĞINIZI KENDİNİZ TERAPİ EDEBİLİRSİNİZ SİZDE İMKANSIZ GÖRÜLEN FAKAT BİZİM İÇİN İMKANSIZ OLMAYAN ALTERNATİF(TIP) FELSEFENİN 1001 ÇEŞİT İMKANLARIYLA TÜM RUHSAL VE FİZİKSEL HASTALIKLARA KARŞI METAFİZİK UZMANI VE PSİKANALİST GÖKHAN HANİ'NİN 9 YILLIK TECRÜBESİYLE ŞİFAYA KAVUŞUN.

YAŞADIĞINIZ ŞEHİRDEN UZAKLAŞMADAN VEYA İSTANBUL KADIKÖY MERKEZİMİZDE METAFİZİK UZMANI VE PSİKANALİST GÖKHAN HANİ Yİ DAVET EDEREK BULUNDUĞUNUZ TÜM NEGATİF ETKENLERİ VE PROBLEMLERİ ÇÖZÜN.İMKANSIZLIK SADECE YÖNTEM VE TECRÜBE EKSİKLİĞİNDENDİR.

INTERNATIONAL ACADEMY OF SPECIAL METAPHYSICS

RANDEVU ALMAK İÇİN:

TEL:0216 449 4561 HAT

GSM:0535 939 0123 TURKCEL

GSM:0543 765 7590 VODAFONE

GSM:0554 833 4588 AVEA,

ADRES: BİZE ULAŞMAK ÇOK KOLAY.

ADRESİMİZ CADDE ÜZERİNDE Org. Şahap Gürler Cd. Rasim Paşa Mah.Deniz Otel yönü, Nautilus-Carrefour yolu, Yaşam Eczanesi üstü, Orhan Apt: No:30 Daire:3 -Kadıköy-(Rıhtım)İSTANBUL

ÇALIŞMA SAATLERİMİZ

HAFTA İÇİ HERGÜN SABAH-10/AKŞAM-20.00 CUMARTESİ VE PAZAR GÜNLERİDE AÇIĞIZ.

REFERANS ALMAK İÇİN: www.google.com veya www.yahoo.com arama portallarına metafizik uzmanı gökhan hani yazmanız yeterli.