YALNIZLIK DİYALEKTİĞİ

Kişinin içinde yaşadığı dünyanın yabancılaşmış olduğunu bilmesi demek olan yalnızlık, tüm insanlara özgü bir duygu değildir.

Bütün insanlar yaşamlarının en az bir döneminde kendilerini yapayalnız kalmış kişi gibi duyumsarlar.Ve de gerçekten yalnızdırlar.Yaşamak, gizemli bir gelecekte varacağımız yere gitmek için geçmişte bulunduğumuz yerden yola koyulmak demektir.

Yalnızlık, insan duygusunun en derinden gerçeğidir.Yalnız olduğunu bilen ve bir başkasını arayan tek varlık insandır. Doğası gereği,insan kendi varlığını bir başkasında gerçekleştirme özlemi içinde ve doğaya hayır diyerek yaşar kendi kendini tamamlayan insanın doğasından söz etmemiz doğruysa eğer. İnsan özlemdir,kavuşmak için aranıştır.Bu yüzden,kendi varlığını tanır tanımaz kişi,bir eş yada arkadaştan yoksun olduğunu anlar, yalnızlığının bilincine varır.

Yalnızlığın iki anlamı vardır.Birinci anlamda yalnızlık kendini bilmektir, öteki anlamdaysa,kendinden (yalnızlığından) kaçıp kurtulma isteğidir.Yaşamın temel koşulu olan yalnızlık,kaygıdan ve kararsızlıktan kurtulacak bir sınav ve arınmadır.Bu yüzden yalnızlık labirentinin çıkış kapısında,mutluluğa,tüm dünya ile yeniden birlik durumuna erişmektir.

Toplum içerisinde insanları birbirine bağlayan değerlerden kültürün değişik boyutlar içerisinde algılanmaya başlanması ve bireyselleşmenin hızla devinim gösterdiği çağımızda.Yalnızlık kendini göstermektedir.Yalnız insan çevresindeki eş,dost ve akraba bağlarından gün geçtikçe uzaklaşmakta ve insanları bir arada tutan değerlerden alı koymaktadır.

Yalnızlığın bu derece ilerleme göstermesi,,kişiyi hayattan soğutan faktörlerin başında gelmektedir.Günü birlik beraberlikler,menfaatçi arkadaş ilişkilerini de eklersek insanların yalnızlığa nasıl boyun eğdiği görülmektedir.En güçlü insan en yalnız olan insandır mantığı her yerde hüküm sürmeyeceğinden Yalnızlığın ne kadar sıkıntı veren bir hastalık olduğu karşımıza çıkar.

Aşk ve sevgi gibi insanları bir araya getiren duygu iksirinin,yine insanlar tarafından parçalanmaya çalışılması özgüvensizlik kalıbını bilinçte bastırılmayacak derecede açığa çıkmasına neden olmaktadır.Özgüvensizlik içindeki kişilik ,kendinden başkasına da güven veremeyeceğinden,yalnızlığı yaşamak insanın kaderselliğini oluşturacaktır.

Kıskançlık,çekememe ve anlaşamama gibi olumsuz düşüncelerin hissedilmesindense yalnız kalmak daha iyidir anlayışına sahip insan sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.En büyük yalnızlık,çevresi kalabalık olduğu halde,yalnızlık hisseden bilinçtir.

Bazı evlilikler bu kategorinin içerisindedir.Eşinden haz alamayan,sohbet edemeyen ve devamlı çatışma duyan eş,kendisinin değersiz olduğunu hissettiği an,başka arayışlarda kendi yalnızlığını kapatmaya çalışır.İlgi ve alaka yalnızlığın panzehiridir. Metropol şehirlerindeki kozmopolit yaşantı insanları birbirini duyum sanmayacak kadar yalnızlığa iter.İnsanlar bir arada olmak ister ama iletişim anlamında ise bunu gerçekleştiremez..

Kalabalık kitleleri bir araya getiren eğlence yerleri veya dinlenme-sohbet mekanları sadece görsel anlamda insanların yalnızlığını giderici etkileşime neden olur.Örgüt işleyişi,sendikal oluşumlar,dernekler ve çeşitli toplantılar insanları bir araya getirici mekan ve zamanı oluştursa da gerçek beraberlik ilişkilerinden uzaktır.

Düğünler,bayramlar,törenler,festivaller,turnuvalar,merasimler,özel partiler,kokteyller vb gibi insanlarca doldurulan kalabalıklar yinede insanın yalnızlığını giderici etkide bulunmayacak kadar zayıftır. İnsan sevdiğiyle beraberdir anlayışı ne kadar gerçektir.İnsan hiçbir zaman gerçekten sevdiği insanla beraber değildir.Sadece kolay elde ettiği insanla beraber olmak zorundadır.Çünkü sevgi karşılıklı olduğunda insan sevdiğiyle beraberdir sözü gerçek olabilir.

Yada en güzel sevgi en zor kazanılandır.Kolay sevgiler basit ve o kadar da değersizleşir.Uğruna her şeyimi feda etmeyeceğim sevgiyi ne yapayım demiştir bir ozanımız.

İnsanlar yanlış yerlerde,yalnız kişilerle ve yanlış dostluklarda ilişki kurduğunu METAFİZİK UZMANLIĞI olarak görüyor ve gözlemliyoruz.Birbirine hiç uymayan insanlar bir araya gelip sırf yalnızlığımı gidereyim mantığıyla hareket ediyor.Ama sonu acı ve hüsranla son buluyor.Son bulmayanlar ise acı bir ızdırapla beraberliğini zevksiz sürdürüyor.

Malesef çağımızda şanslı olan bayanlar,kendileriyle beraber olmak isteyen insanları seçmeye çalışırken,maddi yapılarına bakarak hareket ediyor.Ünlü platonun sözü bunu en güzel derecede ifade eder."KADINA KUL OLAN (KILIBIKLARA) YAZIKLAR OLSUN".

Bu söz günümüzün koşullarına uyarlanırsa gerçekten kadın için şarkılar yazılıyor,şarkı sözlerinde taparım sana,Allah gibi taptım,beni bir Allah birde sen öldürürsün sözleriyle kadını tapacak bir sembol haline yetiren insanların vay haline.Bir gün hastalarımdan birinin bana söylediği sözü asla unutmadığım için burada ifade etmek istiyorum."BEN ALDATMAYACAĞIM ADAMI ARIYORUM" bu söz gerçekten düşündürücüdür.

Mevlana celalettin rumi nin bir sözü de farklı bir temayı ele veriyor."AĞLAMAK KADININ SİLAHIDIR" mantık sözü gerçekten kadınlar tarafından çok iyi kullanılıyor.Zeki kadınların çoğu zeki erkeklerin bulunduğu ortama ya gelmezler yada onlardan uzaklaşırlar.Bu sözleri devamlı duymam gerçekten ilginçtir.Zeki bayan,zeki erkeğin bulunduğu ortamda rahat davranamayacağını hissel olarak bilmektedir.

Kadınlar doğuştan silahlarla donatılması yaratılışındandır.Erkeklerin biyolojik ihtiyacı(cinsellik)dolayısıyla kadınların örümcek ağı tuzaklarına çok düştüğü görülmüştür.Bazı kurnaz ve zeki kadınlar aldatacakları erkekleri çok iyi bilir.Erkeklerin aldatma şekli kadınlar gibi zeki ve kurnazca değildir.Erkek her zaman kendini ele verecek bir iz taşır.

Aldatma sadece cinsel ilişkiyle değildir.Gözle aldatma,fiziki aldatmanın başlangıdır. Bazı kurnaz ve zeki geçinen bayanlar,geçmişte onunla bununla oyalandıktan sonra çevre,yaş ve ailesinin baskısından kurtulmak için bir zavallı erkekle evlenerek kendisinin geçmiş günahlarını ve kirliliğini aforoz ettirmiştir.METAFİZİK UZAMANI olarak ruh çözümleme sanatıyla bunları sansualizmle ve entiüsyonizmle çok iyi çözebiliyoruz.Yalnızlık diyalektiğinde bu tür konuları işlememizin sebebinin anlaşılacağını umuyoruz.

 METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ.