TELEVİZYON HİPNOTİZMASI

Globalleşen dünyada bilimsel ve teknolojik ilerlemeler devam ederken; iletişim sektörüde bunun payını almaktadır.Türkiye gibi gelişmeye açık ülkelerde,yapay gündem oluşturarak,bürokratik misyon yüklenen bazı medya grupları halkın zamanını; kadın proğramları,dizi yayınları,yarışma programları ile çalmaktadır.

Türkiyede televizyonculuk yaptığını sanan sözde kendilerini ünlü olduklarını ilan eden şahsiyetler kadın programları sunarak,kişileri sorgulayacak ve yargılayacak kadar ileri gitmişlerdir.Bu tür kadın proğramlarına konuk ettikleri halk trajedilerini,nonoş ve hasta medyum bozuntularını ve eline mikrofon alarak karga sesleriyle ben sanatçıyım diyen ses şarlatanlarıyla tüketici toplumun boş zamanını doldurmaya çalışmaktadır.

Bu tür proğramları sunan kadın ve kadın ruhlu erkeklerin amacı sadece kendi egolarını tatmin ve ekonomik kazanç sağlamaktan başka hiçbirşey değildir.Bilinçsiz ve hiçbirşeydeyden haberi olmayan halkın içinde yaşamış olduğu ailesel yada çevresel ilişki bozukluklarını kendilerine gündem ederek sundukları proğramlarının alt kısmına sanki çok önemliymiş gibi altyazılarla geçirmeleride bu bozuk ahlakın yansımasıdır.

Üstelik hergün o kanaldan bu kanala transfer edilerek,uzman veya prof olma kisvesi altında halkı bilinçlendirme paranoyasına kapılan kişilerden güç alarak ahkam kesenlerde cabası.

Türkiyede yeni bir sektör daha doğdu anlayışıyla hareket eden medya,dizi sektörü ile istihdam sağlama paradoksuyla tüm televizyon kanallarında mafya,derin devlet,aşk,macera,sihir ve komedi gibi gerçek dünyadan insanı kopararak,hayal dünyasında kahramanlar yaratan bu tip dizler,sosyal yaşamın gerçek sorunlarını tüketici toplumun zihinlerinde yer açarak,tüketici toplumu grup telkin edici hipnotizmayla sömürmeye devam etmektedir.

Yapacak birşeyi olmayan toplumları eve ve televizyona çekmek için çeşitli senaryolar kuran yapımcı şirketler dünyaca ünlü hipnotizmacılarıda gecerek,hazırcı toplumu ütopyacı anlayışla şişirmeye devam ediyor. Son dönemlerde türk televizyonculuğuna batı kültürünün post-modern denilen yarışma proğramları girmeye başladı.Pop,top,hop,türkü,alaturka,dans,tiyatro vb gibi yarışma organizasyonları yapılarak,zaten bir arayışta olan insanları bir araya getirerek yetenek kisvesi altında sözde juri ler oluşturarak,bayramlarda kurbanlık koyun seçer gibi koltuklarında oturarak kendi şöhret maskelerini,topluma daha güzel sunmak için yarışmalar düzenlenmeye başlandı.

Bu tür yarışmalarda amaç kendilerini juri gibi görenlerin, benim kurbanım daha güzel seninki daha kötü olma anlayışından başka hiçbirşey sağlamadı.Yada bu programlarda amaç bir yetenek ortaya çıkarmak değil,bu programları düzenleyenlerin ekonomik kazanç sağlama ve juri denilen kişilerin şöhretlerini sürdürme uğraşından başka birşey olmadığı görülmesidir.

Objektif ve açık olmayan televizyon haberciliği de birbirleriyle yarış içindedir.Her bir kanalın haber programı her haberi kendine göre yorumluyarak sanki ilahi yargıçlar gibi sorgulama ve yorumlama yapma uğraşındadır.Bilinçli ve uyumuyan halk zaten hangi haber kanalını açacağını bildiği gibi hangisinde bir yorum olduğunuda çok iyi bilecek seviyeye gelmiştir.

Mağazin haberleriyle desteklenmiş bazı haber kanalları,bazı ünlü adı verdikleri kişilerin özel yaşamlarını konu alarak onların yaptıkları işlerden öte kiminle ne yaptıkları,kiminle olup olmadıklarını sorguluyarak bu tür haberler yapmaları o ünlü denilen şahsiyetlerinin aslında sanat ile değilde gündemde kalmak için kendilerini piyasaya sürme uğraşı içinde olduklarını hemen anlaşılmaktadır.Her şarkı söyleyen ben sanatçıyım diyorsa o zaman mutfakta buşlaşık yıkıyarak şarkı söyleyen her bayan ve evlerinde şarkı söyleyen her erkekte sanatçıdır.

Sanat bu insanların ellerinde laşkalaşarak,yok olmuştur. Türkiye gibi 70 milyon nufusu olan bir toplumda sadece 3 milyon gibi çok az gazete satılması,insanların okumaması değil,milletin sizi nasıl değerlendirdiği ve ne kadar önem verdiğiyle açıklanabilir sadece.Yada gazetelerinizi 250 kuruşa değil 100 kuruşa da satsanız bu değişmez olacaktır. Bazı proğramlarda promasyon yapmak ve çıkardıkları kasetleri(albüm) lütfen korsanlardan almayın diyen bazı şarkıcılar, halbuki şunu çok iyi biliyorlar ki!kasetleri satılmamaktadır.Bu sadece reklam söylevidir.Hazırcı ve tüketici toplumlar her zaman kolay yoldan ve ücret ödemeden bir şeye hakim olma zekasıyla doludur. Türk halkı artık bilinçli hale gelerek bu tür zaman öldürücü ve grup hipnotörlüğüne son vermesini bilmelidir.

Bu tür programlara gerekli cavabı yine halk kendi vermelidir.Bir şeyi yok etmenin ve değiştirmenin en güzel yolu bu tip televizyon saçmalıklarına kayıtsız kalmaktır.

METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ.