AŞKIN METAFİZİK BOYUTU

Aşkın tarifini yapmak için aşkı yaşamak gerekir.Yaşamış ve Yaşanmış aşklar elbet ruhta abideleşmiş yada mabedleşmiş bir kalıntı bırakır.Ruhları en çabuk olgunlaştıran aşklardır;bir düş gibi...

Bu düşler ütopik yada realist ve rasyonalist alışkanlıktır. Aşk bir metafiziktir.Metafizik gibi var olan ama, bilinmeyen ve erişilemeyen bir duygu fenomenidir.

Bu fenomenler diyalektik devinimdir.Bazen romantik bazen otantik ve egzotik bazen de emperyalist'tir.Aşkların renkleri ve sayıları da vardır,bu yüzden de rölatif'tir.

Aşk,o haz duyulanın yanında olmadığı zaman,o hazın yanında olmasını istemektir.Aşk bir fenomen olarak fizyolojik ve psikolojik değildir.Aşk ruhsal bir spirütüaldir.

Ruh,aşkı beden den ve ruhtan yansıyan davranıştan bağımsız yaşar.

Aşk bir ruh olayıdır.Ruhun fonksiyonel gelişimi,aşktan doğan acı hissiyle başlar ve bu his sonradan artarak beden ve bedenden yansıyan davranışta görünür. Ruhun insan bedeninin her fonksiyonunla ilişkisi vardır.Aşıklar bu yüzden ağlar.

Aşıklar,aşık oldukları varlıktan karşılık alamadıklarında,ruhun fonksiyonel gelişiminde durgunluk yaşar.Bu durgunluk aşıkları spirütüal hastalığa iter,ruh soyut olduğundan hastalık davranışta kendini gösterip,psikolojik bir hal alır.Ama psikoloji bir davranış bilimi olarak aşka derman olamaz. Psikolojinin depresyon,bunalım,fobi ve karasevda gibi çeşitli hastalıklar olarak tanı koyduğu kavramlar aşk üzerinde etkisiz kalır.

Aşkı metafizik boyutunda ele alarak,sekiz yıllık deneyimlerimizle aşkın insan ruhundaki aksiyonlarını pragmatik(yararcı) ve pozitivist yöntem öğretileriyle çözümlüyoruz. Biz giden gitmiştir.Yaşanmış yaşanmıştır demiyoruz.Biz bir şeyi elde etmesini biliyor isen; O şeyden de çekip gitmesini bilmelisin mantığıyla hareket ediyoruz. Güneş yaptığın yıldız,seni ışığıyla aydınlatmıyor ve ısıtmıyorsa bilki O güneş senin güneşin değildir.O bir başkasının güneşi olmak istemektedir.Ama unutma nasıl bir yıldızı güneş yaptınsa bilki;başka yıldızlar da senin için güneş olmak istemektedir.Yine de sen ısrarla seni ısıtmayan ve aydınlatmayan yıldızı kendi güneşin görmek istiyorsan bu senin asla kaderin değildir.İlişkileri somutlaştırırsak, ilişki sevdiğin bir saate benzer,saat bir kez bozulur,saatçiye götürüp saati tamir ettirirsin.İkinci kez bozulur tekrar saatçiye götürür yaptırırsın,ama üçüncü kez bozulduğunda saatini saatçiye götürdüğünde,saatçi artık bu saati tamir edemez çünkü o saat orjinal değildir.Sen ya o saati değiştireceksin yada o sevdiğin saati bozukta olsa koluna takacaksındır.Fakat unutma O saat değer verdiğin kadar,koluna takmaya layık değildir. ilişkiler bittikten sonra,aşık olan insan kadere boyun eğeceğini hisseder ama ne malum ki!Aklına söz geçirir ama kalbine ve gönlüne söz geçiremeyiz? Akıl savunma mekanizmaları çok hızlı bir şekilde hareket etmesine rağmen.Aşık olan insan,kaybettiğine benzer yada ondan daha mükemmel bir insan arayışına girer.Acaba aşık olan insan kaybettiği aşkın,yerine koyabilecek bir sevgi koyabilecek midir?Önce bunu umut edebilir ama zaman ilerledikçe ona benzer bir aşkın bulunamayacağını zor da olsa sezer.Asıl olan ona benzer hiçbir aşkın realitesini yakalayamayacağını hissetmesidir.Buna bazen yaşanması gereken bir kader der.Bazen de olgunlaştıran bir melankoli der.Bu arada mantık araya girer.Mantık ona aşk anlamında ruhun özgüven çelişkisi içerisinde olduğunu anımsatır.Bu yüzden ruh yerini bilince bırakır.Bilinç ona devamlı alternatifler sunar.Bilinç bu arada zamanla yarışmak ister.Bu zaman bilinmeyene yolculuk ile ruhsal yarayla bir arada ilerler.Akıl kaybettiği eski aşkın devamlı geri gelme ütopyasında,ikileme girer.İkilem eski ve yeni aşk arasında baskın olan alternatifi bulmaya iter.Her yeni aşk denemesine rağmen ruhunda devamlı bir eksiklik hisseder.Bu eksiklik onu yeni aşka bağlamaz bir türlü bu yüzden devamlı eski aşkının anılarını canlandırır zihninde.Bir ikilem doğmuştur artık!  Bu ikilem ve çelişki aşık olan insanın radikal kararlar almasına da neden olur.Bu kararlar ya evlenmemek ya kaderi inkar etmek ya intikam almak ya aşkı-sevgiyi inkar etmek ya mantık evliliğine yönelmek ya da intihar etmek gibi düşünceleri akla getirir.Acaba bu düşünceler yada eylem nitelikleri unutturabilir mi?Eski aşkı...Aşk acı çekme hazzıdır.Aşk kendini tanımak için olgunluk aşamasıdır.O olgunluk ki insanı geliştirir,güçlendirir,sabırlandırır. Aşk sevginin radikal versiyonunda dönmedir.Uğruna ölümleri bile göze aldıran en mükemmel duygu selidir.Cesaretin ve korkaklığın arasında kalınan çaresizliktir.Aşk susmaktır sadece bakmaktır.Aşk nefretin tek imkansız anlamıdır...

Aşk imkansızsa intikam duygusudur.

AŞK YARATANIN KULUNA VERDİĞİ EN GÜZEL ACI ZEVKİDİR.AŞK TADILMASI GEREKEN VE TATILDIKÇA ANLAŞILAN DUYGULARIN İLAHİ BAŞKALDIRISIDIR.

Aşk yaşanması gereken bir kaderse,biz o kadere rest çekiyoruz.İnsanları intihara sürükleyen,insanları mutsuz kılan,insanları yalnız bırakan,insanları bunaltan,insan ruhunda derin ve kapanmaz yaralar açan ve insanları bu kısacık yaşama soğutan bu duyguya artık dur diyoruz. Metafiziğin aşk boyutu içerisinde,platonik aşka tutulanlar,terkedilenler,aldatılanlar ve birbirine kavuşamayanlar sevgi ve aşk sorunlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz. Sevgilerimle...

METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ..