METAFİZİK EKONOMİ

Son çeyrek asırda;Hümanist felsefenin insan onuruna verdiği değer ile,gerçek demokrasi kendi içerisinde temel hak ve özğürlüklerini geliştirerek derin bir nefes almıştır.Cumhuriyetle ve onun ürünü olan demokrasiyle yönetildiğini idea eden tüm uluslar bu yükümlülüğü değişmez anayasalarına alarak yönetimlerini devlet idolü üzerinde gerçekleştirmiştir. Bu anayasal yükümlülük yönetilen toplumların temel hak ve hüriyetlerini eşitçe paylaşacakları,savunacakları ve herkesin kardeşçe yaşayacağı toplum modülüdür.Bu modülün aksini iddia eden ya da otoriter,devlet içinde devlet anlayışıyla sadece kendi resmi ideolojisini yaşatarak,uygulamaya koyulanlar baskıcı,despot yönetimleri tarihin tekerrrür diyalektiği anlayışı içerisinde boğulacaktır. Hümanist felsefenin en büyük özelliği insan onuru ve yaşamına verdiği değerdir.Hiçbir değer,insan değerinden daha değerli olamaz.Gelmiş geçmiş tüm idealler insan üzerine kuruludur.İnsan özgürlüğünü kısıtlayıcı ya da sömürücü etkide bulunanlar, bir gün güç dengesinin değişeceğini akıllarına getirmemektedir.Bunlar yanıldıklarını anladıklarında kendilerini sorgulayıcı meleklerin,insanlar olduğunu anlayacaktır.

İnsan,temel hak ve özgürlüklerinin başında eğitim,sağlık ve ekonomik eşitlik gelir.Sosyal devlet anlayışının başında gelen ekonomik yönetim ve uygulanış proğramları adil dağılmadığında,yönetilen ülkede çeşitli sorunların ve tıkanıklıkların çıkacağı kesindir. Sözde,demokrasiyle yönetildiğini beyan eden her ülke, uygulamaya koyduğu liberal ekonomik proğram modelini,gelişen dünya ülkeleriyle ticari ihracat ve ithalat yapma yarışına rekabetsel alanda girerken şunu gözardı etmektedir.Özelleştirdiği kurumların ve özel şirketlerin sahiplerine tanınan ayrıcalık(imtiyaz) ve bireysel inisiyatif alma gücü,zenginin daha çok zenginleşmesini,yoksulunda daha çok yoksullaşmasına olanak tanımıştır.

Ülkeler içinde daha 4 yıl önce küçük şirket sahibi olan binlerce kurum ve kuruluş bu imtiyazlardan dolayı,bireysel zenginliklerinin manifestosunu ilan ederken,kendi bünyelerinde çalışanlara istihdam oluşturduk açıklamalarının (Duygu sömürüsü) ülke ekonomisine katkı vaadiyle,onbinlerce çalışanı düşük ücretle emeklerini çalmaktadır.Ekonomide zamanın parasal değeri enflasyonla açıklayanlar,insan ömrünü düşük ücretle çalıştırmada zaman kaybına neden terimsel bir isim takmadıklarıda soru işaretidir.

Aza kanaat getirerek,ya rabbi sana çok şükür edasıyla yaşayanlar,mücadeleci ve hakkını arayanların önünü tıkamaktadır.Bir özel teşebbüsçü,kurumunda hak talep eden çalışanına benim bu kadar,ister çalış ister çalışma diyebiliyorsa, vay o ülkenin haline... Hak aramada grev,lokavt vb gibi yasal hakların,ülke yönetim yasalarınca kısıtlanması özel teşebbüs sahiplerini daha çok zenginleştirmektedir.İşçi haklarının,ülke yasalarının anti-demokratik biçimde kısıtlanması,sendikaların çalışma haklarını ve çalışma prensiplerinin elinden alınması anlamındadır.Zaten sözde demokrasilerle yönetilen ülkelerdeki sendikal faaliyetler boş bir formaliten başka hiçbirşey değildir.

Devlet kurumlarının özelleşmesi ile beraber,özel şirketlerin istihdam olgusuda değişmektedir.Kalifiye elaman arama prensiplerinde,yönetildikleri ülkenin cumhurbaşkanı,başbakanı ve bakanlarında bile olmayan özelliklerle personel alım ilanlarını görürken gülmemek elde değildir.Acaba o şirketin genel müdüründe aradıkları basit iş departmanlardaki özelliklerin biri veya birkaçı var mıdır?İnsan kaynakları formaliteleri,gelişen ülkeler standartını yakalamak için varsa da unutulan şudur?Yaşadığınız ülkedeki yaşam kalitesi yani eğitim,sağlık ve ekonomik kalkınma şekli;taklitini yaptığınız gelişmiş ülkelerdeki şirket insan kaynaklarının yaşamsal seviyesine erişmiş midir?Milyon dolarlar kazanarak kar amacı güden hiçbir şirket gelişmez,rüzgarın esişi güzeldir,hoştur.Kasırganın esişi ise ters büz eder her tarafı unutulmasın.Liberal ekonomide sadece bir ayağın hasar görmesi,milyon dolarlık şirketleri,reel faiz ile nominal faiz arasındaki dengeyi bozduğu gibi,şirketin kar faizinide bozar.Unutulmaması gereken bir konuda tüm ekonomistlerin bile anlayamayacağı kar faiz oranıdır.Bu olguyu sadece metafizik ekonomi algılar ve bilir.

Tarihte iktidara gelen tüm parti hükümetleri kurmaylarıyla yada milletvekilleriyle kurmuş oldukları bakanlıkların ekonomi tabanlı üniversiterden mezun şahsiyetlere bırakılması çok büyük zararlar getirmiştir,geçmiş tarih incelendiğinde arjantin,bolivya,italya ve meksika da bakanlarının çocuğunun ekonomist kökenli olması ülkedeki halkın büyük çoğunluğunu yoksullaştırmış,sermayesi desteklenen özel şirket sahiplerini ise astronomik zenginleştirmiştir. Bir ülkede istikrarın yürütülmesi sadece bir parti üzerinden gerçekleşmez.Çok partili sistem ile demokrasi bütünselleşir,fakat seçimlerde başarısız olan bir partinin başkanı hemen istifa etmeli yada geri de kalmasını bilmelidir.Çünkü sadece bir parti üstüste seçimleri kazanabiliyorsa o partinin başında olan liderden daha güçlü liderler çıkmalıdır ki! Siyaset gelişebilsin yada siyaset monoton ve rutin kalarak zevk vermez.Ülkede onlarca lider konumda olan insanlar çıkmak zorundadır.Siyaset rekabet arenası her zaman halk yararınadır.Meydan sadece bir parti yönetim tekeline kalırsa,halkın istek ve arzuları yarıda kalarak,halk uyutulma politikasıyla karşı karşıya kalır. Bir insanın başına ne gelmişse ya yoksulluktan ya da sahipsizlikten gelir.İnsan onuruna gelecek her zarar,hümanist felsefenin demokratik inkarıdır. 

METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ.