Bioenerji ve Masaj

Mayıs 23, 2016 | Gökhan HANİ

 

AROMATERAPİ 

Aromaterapi , bitkisel öz yağların kimyasal yapısı ve enerjilerinden faydalanan ve masaj , teneffüs (buğu) , kompres , banyo ve diğer yollarla uygulanmasını içeren , sağlık ve güzelliği destekleyen doğal bir terapidir.

AROMATERAPİNİN TARİHÇESİ

Köklerini Hindistan ve Çin uygarlıklarında görebiliriz. Mısırlılar ise aroma yağlarını mumyalamada ve ayinlerde kullanmışlardır.Aromaterapi daha sonra Mısır dan Yunan uygarlığına geçmiş , oradan da bütün dünyaya yayılmıştır.Eski zamanlarda aromaterapi bir koruyucu hekimlik sistemi idi. Yüzyılımızın başlarında (1928) Fransız Kimyager Doktor Gattefosse , lobaratuvarında yaptığı bir deney esnasında kaza ile elini yakmış , o sırada elinde bulunan şişeden dökülen lavanta yağının elini süratle iyileştirdiğini farketmiştir. Daha sonra yaptığı araştırmalar sonucunda yağların , güçlü antiseptik , mikrop öldürücü , iyileştirici , hızlı hücre yenileyici etkilerinin olduğunu saptamıştır. Ayrıca aroma yağlarının kan dolaşımı yardımıyla lenf sistemine ulaştığın ve hücre arası sıvı yolu ile iyileştirdiğini kanıtlamıştır.

AROMATİK YAĞLARIN ELDE EDİLMESİ

Bitkisel öz yağlar , aromatik bitkilerden buhar , damıtma yoluyla elde edilen konsantre yağlardır. Bu öz yağlar günlük yaşamda genellikle kullanılan diğer vücut yağlarının aksine , cilt tarafından çok kolay emilen , çok güçlü etkileri olan ve dikkatle kullanılması gereken yağlardır. Aromaterapide kullanılan yağlar temel yağlar ve uçucu yağlardır.Uçucu yağ özleri , elde edildikleri bitkilerin yapısına göre insan vücudunda iyileştirici etki yaratır. Bu etkinin doğru elde edilmesi için gerekli miktarda ve uygun yöntemlerle uygulanması gerekir. Uçucu yağlar doğal ürünlerdir ve yan etkileri çok azdır. Doğru kullanılırsa farmakolojik ilaçlardan faydalıdır.

Temel Yağlar:

Çoğu bitkisel özlü yağlar aromaterapide taşıyıcı yağ olarak kullanılabilir. Seçilen yağın yapısı ve tedaviye uygun olması alınacak sonucu güçlendirir. Burada esas olan bakım esnasında seçilecek yağın kişinin terapi amacına uygun olması ve terapinin etkisine uyum sağlamasıdır.

Çiçekler eşsiz görüntüleri ve hoş kokularıyla gönül alıcı bir hediye ya da evimizi güzelleştirmek için kullanılan bir dekorasyon unsurundan çok daha fazlasını ifade ediyor artık. Negatif kutuptan pozitif kutba geçiş yapmak istiyorsanız, Aroma terapi enerji sisteminiz ve duygularınız için harika yöntemler sunuyor. Aromaterapiyle pek çok ağacın, çiçeklerin enerjisel titreşimleri eşliğinde ruhsal sorunlarınızdan kurtulmak, böylece ruhsal kaynaklı rahatsızlıkları da önlemek mümkün. Nasıl mı işin sırrı 100 çiçekte saklı...

1930 lu yıllarda İngiltere de Dr. Edward Bach (1886-1936) tarafından keşfedilen bu ilginç terapi yöntemi, hastalıklarımızın çocuğunun fiziksel değil, zihinsel ve duygusal kaynaklı olduğu ilkesine dayanıyor ve dolayısıyla, ruhsal rahatsızlıklarımızı giderme amacını taşıyor. Bu yönteme göre korku, içe kapanıklık, umutsuzluk, kaygı ve yorgunluk gibi duygusal problemlerimiz birçok hastalığa davet ettiği için, öncelikle duygusal kaynaklı sorunların çözüme kavuşturulması gerekiyor. Yabani bitkiler, çiçekler ve ağaçlar bu duygusal problemlerin tedavisine destek olur. Bitkilerin pozitif gücü bedenimize işleyerek bize pozitif bir bakış açısı kazandırıyor. Ruhsal yönden güçlendiğimizde ise birçok hastalığı kendimizden uzak tutuyoruz.

Aromaterapisinin esinlenme ve ilham sonucu doğduğunu söyleyebiliriz. Dr. Bach bir yürüyüşünde, güneşin ısıttığı yaprak üzerindeki çiğ damlasının yaprağın iyileştirici gücüne absorbe (Emdiğini) gördü. Bu durumda, çiçeği ellemenin, tutmanın ya da yaprağı tatmanın yaprağın iyileştirici gücünün kişiye geçmesini sağlayacağını fark etti. Bu akıl diyalektiğinden sonra, saf su ve çiçekleri kullanarak esanslar hazırlamaya başladı.

Dr. Bach, çiçeklerin de insan ruhuna çok benzeyen bir ruhu ve enerjisi olduğunu öne sürüyordu. Çiçeklerin ruhsal enerjisine suya transfer mümkündü. Dr. Bach a göre hastalıkların sebebi, ruhun amacı ile kişinin karakterinin yönelişi arasındaki çatışma idi. Bu iç savaş negatif duygulara, enerji blokajlarına sebep oluyor ve içsel uyumu bozuyordu. Bu durum da fiziksel hastalıkların ana kaynağı idi.

Dr. Bach, çiçeklerin yapısını incelediğinde insanların duygusal özellikleri ile örtüşen pek çok nokta bulmuş. Böylece, çiçek özlerini de minimal dozda kullanılırsa pozitif duyguların bedenin iyileşme mekanizması ile sağlanabileceği sonucuna varmış. Bach aroma terapisi, İnsan bedeninin iyileşme mekanizmasını harekete geçirmek için minimal dozda bitkinin su ile seyreltilerek kullanılması metoduna dayanıyor. Yani kişinin fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığı için doğru bitkinin minimum dozda kullanılırsa bedenin iyileşme süreci başlamaktadır. Burada, Dr. Edward Bach ın yöntemi geliştirirken Homeopatiden etkilendiği göze çarpar.

Bach çiçeklerin kullanımını engelleyen herhangi bir yiyecek, bitki, ot ya da kimyasal bir ilaç yoktur. Bu nötr yönüyle, çiçekler suya benzer. İstenmeyen negatif duygu ortadan kalktığında çiçek terapisinde sona erer. Vitamin benzeri ilaçların hastalıkları önleyici etkisi aroma terapisinde yoktur. Herhangi bir olumsuz duygunun oluşmasını önlemesi için aroma terapi uygulanmaz. Duygusal olumsuzlukları belirli bir süreç içinde normale döndürmek amacıyla alınır.

Tüm negatif düşünceler  Psikotropik, yani beyin hücreleri üzerinde özel etkisi olan ilaçla tedavi yöntemlerinden (Depresyon, Anksiyete, Psikoz ilaçları) farklı olarak, Bach çiçekleri pek çok duygusal rahatsızlıkların birçok boyutu üzerinde etkili. Örneğin; üzüntü, umutsuzluk, çaresizlik, alınganlık, öfke, dargınlık, panik, aile bireylerine karşı aşırı duyarlılık, kuşku, kararsızlık, güvensizlik, utangaçlık, atalet, fiziksel bir neden olmaksızın vücudunda acı hissetmek, düşüncesizce hareket etmek, aşırı heyecan, hayalperestlik, fobiler...



Kasıkotu: Sinirsel sıkıntılar, kasılma ve zihinsel sorunlar.(Nevroloji-Nörolojik hastalıklar)

Toz ağacı: İstemsiz korkular ve sebepsiz ağlamalar.(Majör depresyon)

Akgürgen: Hoşgörüsüzlük ve patavatsızlıklar.(Psikopat tipler)

Sarıkantaron: Zayıf irade ve beyin hastalıkları(Sara-Beyin tümörü-Titreme)

Erik ağacı: Aklını kaçırma korkusu,(Panik atak-Şizofren)

Kestane Tomurcuğu: Hatalardan ders çıkaramama, ahmaklık(Embesil-İdiot)

Hindiba: Bencilce sahip olma isteği(Kişilik bozuklukları)

Orman asması: Aşırı hayalperestlik, ilgi dağınıkları(Ütopik kişilik)

Yaban elması: Kendine acımasızca davranma, kendine hep acı vererek zevk alma(Sadizm-trikotollomani) 

Karaağaç: Aşırı sorumluluk altında ezilmek, sorumlulukları kaldıramamak(Özgüvensizlik)

Centiyane: Cesaretsizik, korkaklık(Embesil-Depresyon- Psikoz)

Katırtırnağı: Umutsuzluk ve Ümitsizlik(Hayattan zevk alamama-Depresyon)

Funda: İlgisizlik, Egoistlik, bencillik(Histeri)

Çobanpüskülü: Kin, düşmanlık, çekememezlik(Kıskançlık hastalığı)

Hanımeli: Geçmişte yaşamak, regresyon(Anksiyete)

Kayın ağacı: Pazartesi sendromuna yenik düşme, sabah uyanamama, isteksizlik(Mutsuzluk-yetersizlik-atalet)

Sabır otu: Sabırsızlık, acelecilik(Kendini kandırma)

Şimal çamı: Özgüven eksikliği

Hardal otu: İç sıkıntısı, bunalım takınma(Manik depresif)

Meşe: Kendini tükenmiş hissetmek ama mücadeleye boşta olsa devam etmek.(Tükenmişlik)

Zeytin ağacı: Enerji eksikliği

Çam: Suçluluk hissi

Kızıl kestane: Kadınlara karşı aşırı ilgi

Gül ağacı: İntihar düşüncesi

Mine Çiçeği: Düşüncesizce hareket etme, aşırı sevk ve heves

Asma: Hükmetme isteği, esnek olamama

Ceviz: Değişikliklerden kaçma ve yerinde sayma

Dere menekşesi: Aşırı gurur, kibir, ulaşılmazlık hissi

Ak kestanesi: İstenmeyen düşünceler, bastırılmaya çalışılan dürtüler

Yaban otu: Şüpheli olmak, paranoyak 

Söğüt ağacı: Gücenmek, içerlenmek

Limon çiçeği: Mutsuzluk ve küskünlük

Ihlamur ağacı: Yumuşaklık, ağırlık

Çiğdem: Uyumsuzluk ve hata yapma

Lavanta: Aşırı değişim hissi

Manolya: Ölümüne aşka bağlanma, kara sevda

Muz ağacı: Geçmişte yapılan hata

Nane: Daralmak, şok geçirme

Tarçın: güçsüzlük, cinsel soğukluk

Kekik: Keskinlik

Portakal Çiçeği: Ölüm korkusu, uyuyamama

Kızılkantaron: Mide ve karaciğer hastalıklarına

Yasemin: Umutsuzluk,karamsarlık

Daha burada sayamadığımız yüzlerce bitkinin insan vücudunda ve ruhunda yaptığı etkileri Aromaterapi Eğitim Kurslarında Öğrenebilirsiniz.

 

HANGİ YAĞLAR NE YE YARAR?

BERGAMOT: Stres, yorgunluk giderici ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiricidir. Egzama da kullanılır. İştah artırıcı ve safra taş söktürücü etkisi vardır. Ayrıca çayda lezzet ve koku verici olarak da kullanılır. Moral yükseltici ve sakinleştirici bir yağ olan bergamot, öfke ve hayal kırıklıklarını giderir, özellikle endişe ile olumsuz depresyonda mükemmel sonuç verir.

LAVANTA: Ağrı keser, mikrop kırıcı; sakinleştirici, dengeleyici, tüm cilt sorunlarına iyi gelir. Baş ağrısı, böcek sokmalarına karşı, yanıkları iyileştiren, yatıştıcı, huzursuzluk, korku, uykusuzluk, panik atak ve depresyona iyi gelir. Parfümeri sanayiinde de kullanılır. Uykusuzluğa iyi gelir. Vücuttaki kötü kokuları giderir, antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir. Saçta kepek gidericidir.

PAPATYA: Fiziksel ve ruhsal bir rahatlatıcı olan papatya, depresyon, korku, histeri ve gerilimi hafifletir. Endişe içinde olanlar için yatıştırıcı etkide bulunur. Tedirginlik, huzursuzluk, öfke ve sabırsızlık durumlarında sükûnet verir. Bademcik ve diş eti iltihabında kullanılır. Cilt için de oldukça faydalı bir yağdır.

OKALİPTÜS: Kişiye konsantrasyon ve zihin açıklığı sağlar. Enerjilerin dengesiz olduğu durumlarda kullanılır. Kabızlık, öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma ve selülit de iyi gelir. Bronşit, astım gibi akciğer hastalıklarında ve gribal enfeksiyonlarda kullanılır. Her sabah ve öğle bir bardak içilmesi kilo verdirir. Böcek ısırıklarına çok iyi gelir ve etkili bir böcek kovucudur. Sinirsel ağrıları ve kas ağrılarını giderici özelliği vardır. Solunum yolu hastalıklarına iyi gelir

REZENE: Sıkıntılı zamanlarda güç ve cesaret verir. Baz insanlarda stresli zamanlarda tepki olarak yemek yeme sonucu oluşan oburluk ve doğuştan oluşan Obesler için kullanılır. Mide rahatsızlıklarını giderir, gaz söktürücü ve süt artırıcı etkisi vardır. Yara iyileştirici özelliğe sahiptir. Cildi besler ve pürüzleri giderir. Gözün görme gücünü artırır.

PORTAKAL YAĞI: Mide rahatsızlıklarından reflü ve gastriti geçirir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır.  Cildi sıkılaştırır. Sivilce ve aknelerin kurutur. Tonik olarak kullanılır. Kan dolaşımını sağlar. Sinir yatıştırıcıdır. Spazm çözücü ve ağrı giderici özellikleri bulunmaktadır. Portakal yağı uyku verici ve eklem romatizması spazmlarına iyi gelir. Aynı şekilde ayakta meydana gelen kireçlenmeyi söker.

YASEMİN YAĞI: Depresyona iyi gelir, endişe giderir, deri ve saçlar için yararlıdır. Cinsel gücü arttırır. Duygusal olarak dengeleyici ve yatıştırıcı özelliği vardır. Uyuşukluğa ve tembelliğe iyi gelir. Romatizma ağrılarında ve selülit giderici olarak kullanılır. Adet sancılarını dindirir. Yüz güzelliği içinde kullanılır.

KARANFİL YAĞI: Sinirleri uyuşturur. Antiseptik ve ağrı kesici olarak kullanılır. Diz ağrılarında etkilidir. Ağız kokusu ve diş eti hastalıklarına faydalıdır.

ARDIÇ: Antiseptik ve vücudu temizleyici özellikleri vardır. İdrar söktürür ve spazmları çözer. Romatizmal ağrılara iyi gelir. Eklem iltihabi ve ödem durumlarında faydalıdır.Saçı besler ve sedef hastalıklarında kullanılır.Cinsel gücü artırır.


NANE: Mide bulantısını keser. Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Sinirleri güçlendirir. Baş ağrısına iyi gelir. Selülitin giderilmesinde kullanılır. Anne sütünü artırır. Bağırsak solucanlarını temizler. Yorgunluğa iyi gelir ve canlandırıcıdır. Sinüzit, baş ağrısı ve migrene iyi gelir. Doğal anti depresandır.

BİBERİYE: Ağrı kesici ve antiseptik özellikleri vardır. Baş ağrısına ve zihinsel yorgunluğa iyi gelir. Hafızayı güçlendirir. İdrar söktürücü, gaz giderir, kan dolaşımını artırır, bronşit, farenjit ve sinüzite iyi gelir. Sarılık ve karaciğer yetmezliginde de kullanılır.

GÜL: Depresyon giderici, yatıştırıcı ve spazm giderici özellikleri vardır. Cinsel olarak uyarıcıdır. Uykusuzluğa ve sinirsel sorunlara iyi gelir. Cilt bakımında kullanılır. Alerjik ciltler, egzamalı ciltler ve açık yaralara iyi gelir. Regl öncesi sorunları gidericidir.

LİMON: Antiseptik ve bakteri gelişimine engel olucu özellikleri vardır. Kişiyi canlandırır ve enerji verir. Varisler, mide ülseri, depresyon ve endişe (Anksiyete) üzerinde etkilidir. Boğaz ağrısı, mide yanması, kan temizlemede, böbrek taşında, baş dokusu hastalıklarında kullanılır. Kasları kuvvetlendirir. Sivilceleri giderir. Cildi güzelleştirir.  Vücuttaki istenmeyen yağların atılmasını sağlar. Böcek ve sinek ısırmalarında amonyak görevi görür. 

ADAÇAYI: İdrar söktürücü ve ter kesici etkileri vardır. Yara iyi edici ve antiseptik olarak kullanılmaktadır. Bebeklerde gaz gidericidir. Regl dönemi sıkıntılarına iyi gelir. Uyku verici ve iltihap giderici özellikleri vardır.

SEDİR YAĞI: Gerilimleri yatıştırıcıdır. Genellikle meditasyon aracı olarak kullanılır. Balgam söker, sakinleştirir ve gençleştirir. Cilt kanseri için kullanılır.

DEFNE: Antiseptik ve gaz giderici özellikleri vardır. Terletici ve antiseptik özelliklere de sahiptir. Saç dökülmesini önler. Yüzü gençleştirir.

HAVUÇ YAĞI: Cilt güzelliği için kullanılır.  Güneş yanıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Hücre yenileyici, idrar arttırıcı, kan temizleyici, kan yapıcı ve kolesterolü düzenleyici etkiye sahiptir. Karaciğer ve safrakesesine iyi gelir. Havuçtan yapılan şalgam saçtaki kepeklenmeyi önler.

MELİSA: Terletici, kas gevşetici, sinirleri yatıştırıcı ve ateş düşürücü özellikleri vardır. Akasya ile kullanıldığında nefes darlığı ve astıma çok iyi gelir. Baş ağrısı ve migren için etkilidir.

ÇAM: Balgam söktürücü, terletici ve antiseptik özellikleri vardır. Kaslarla ilgili ağrılara iyi gelir ve ferahlık verir. Astım, bronşit, soğuk algınlığına ve gut hastalığı için kullanılır.

SARMISAK: Mikrop öldürücüdür. Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir.  Kanı temizler, kalp adalesini kuvvetlendirir. Siyatik varis, romatizma, mafsal iltihabında faydalıdır. Ayrıca saç uzamasını sağlar, dökülmesini önler. Saçkırana iyi gelir. İç iltihaplanmaya karşı  sarımsaklı yoğurt yiyin. 

HİNDİSTAN CEVİZİ: Hazmı kolaylaştırır, bulantı ve kusmayı giderici etkilere sahiptir. İltihaplanmaya karşı etkili olması nedeniyle haricen eklem ve kas ağrılarına ve romatizmaya karşı kullanılır. Fiziksel yorgunluğu giderici  etkiye sahiptir.  Saç dökülmesinde de etkilidir. Ayrıca pastalara esans olarak kullanılır.

KAYISI: Akneleri temizler, cilde canlılık verir. Nemlendirici özelliğe sahiptir. Bağırsak solucanlarını öldürür. Beyin için çok iyidir. Bağırsakları çalıştırır.

MENEKŞE: Mikrop kırıcıdır. Cilt hastalıklarında kullanılır. Egzama ve saç dökülmesinde etkilidir. Kuru saçları nemlendirir, parlaklık ve canlılık katar.

GREYFURT: Kafa karışıklığını, kıskançlık ve hayal kırıklığı gibi olumsuz düşünce durumlarında ilaç olarak kullanılır.  Manik ve depresif arasında gidip gelen durumlarda yardımcıdır. Şeker hastalığı için çok iyidir.

 

ROLF METODU 

gökhan hani

Teoremi Amerikalı olan Ida Rolf tarafından icat edilmiş olan, tam olarak yapısal bütünleşme denilen bir çeşit vücut-duruş masaj . Ida Rolf, 1920'de New York'daki Barnard Koleji'nden Biyolojik Kimya dalında mezun oldu ve kısa bir süre sonra sağlık problemleriyle meşgul olmaya başladı. Sağlık problemlerine o zaman ki! Ortodoks tıp ekolleri çare olamayınca, kendi geliştirdiği ekolü ile alternatif tıp alanında büyük bir etki oluşturmayı başardı.Rolf danışanları üzerinde pratikler yaparak geliştirdi, ama 1940'lı yıllara gelindiğinde müthiş sonuçlara vardığı için, insanlar onun yardımını dört gözle bekliyorlar ve uygulamalı sonuçtan da memnun kalıyorlardı. Tam 35 yıl, yani 60'lı yılların ortalarındaki insan potansiyel hareketine yönelik, ilginin büyük gelişimine kadar tanınmadan çalıştı ve bu tarihten sonra Rolf metodu mesajı geniş bir şekilde anlaşılmaya başlandı. Geçen 12 yıl içinde 150'nin üzerinde Rolf‘çu yetiştirdi ve Meksika, Kolombiya, Almanya, Fransa, Kanada ve ABD'de 60.000'den fazla insan rolf metodundan faydalandı. Ida Rolf, 1971 yılında uygulayıcı yetiştirmek, kapsamlı araştırma yapmak ve Rolf metodu hakkında bilgi merkezi olarak kullanılmak üzere Boulder Coherada Rolf Yapısal Bütünleşme Enstitüsü'nü kurdu. Rolf metodu masaj yöntemi, bu yıllardan sonra yayılarak tüm Amerika ve Avrupa’yı sarmaya başladı.

gökhan hani

Rolf metodu nasıl uygulanır?

Teknoloji çağının en büyük hastalıklarından biri bitmek bilmeyen boyun ve baş ağrıları. Duruş bozuklukları kafamızı sürekli meşgul ediyor. Bilgisayar karşısında geçirilen süreler uzadıkça ağrıların şiddeti de artıyor. Bu yöntemlerden biri olan Rolfing, ellerle bağ dokularına baskı uygulanmasına ve duruş bozukluğunun giderilmesine dayanıyor. Vücudun dengesini bulmaya yardımcı olarak daha iyi bir postür ve daha iyi hareket kabiliyeti amaçlanıyor. Üstelik işin içine duygular giriyor. Nasıl ki yere yanlış basmak postürümüzü bozuyorsa yaşadığımız duygusal olaylar da aynı etkiyi gösterebiliyor. Rolfing, bağ dokusunun belli bir sistemle ele alınmasına deniyor. Temel prensibi ise yerçekimiyle vücudu organize etmek aslında.


Yerçekimi kanununun ana kuralı her şeyi zemine doğru çekmektir. Bazıları yerçekimine karşı kaybettiği savaşı sırtlarında keskin bir ağrı olarak, bazıları vücutlarında hoş olmayan form bozuklukları olarak, bazıları ise devamlı yorgunluk olarak tanımlar. Tüm bu belirtiler aslında yapısal bir problemin ciddiye alınmamasından kaynaklanıyor. Bağ dokusu basit anlatımıyla organların etrafında ne kadar alan kaldığını belirleyen liflerdir. Dolayısıyla duruş bozukluğu veya yaşadığınız bir kaza aslında kalp, karaciğer gibi organlarınızı da etkiliyor. Özellikle sindirim sistemi duygularımızla son derece bağlı. Belirli bölgelerdeki akut veya kronik stres etkisiyle fasya bağları kısalıyor ve kalınlaşıyor. Bundan etkilenen kaslar da sertleşip hareketsizleşiyor. Vücudun bu bölgelerinde metabolizma da kısıtlanıyor. Dokulardaki dengesiz gerilim, değişik kas ve fasya bağlarına da

Dengesiz bir yük getiriyor. Vücudun çeşitli bölgelerinin dikey düzenleri bozuluyor. Bir bölgedeki kalınlaşmalar, kısalmalar ve yapışmalar, diğer bölgelerin vücudun dengesini sağlamak için farklı telafi yöntemleri geliştirmelerine ve dolayısıyla bozulmalarına sebep oluyor. Zamanla başka etkiler de buna ekleniyor ve mevcut vücut yapısı değişiyor. Ve yerçekimi bütün bu dengesizlikleri gittikçe artan bir şekilde etkiliyor. Bu tarz bozuklukların neticesi yaşlı insanlarda çok daha belirgin hale geliyor. Esnekliğini kaybetmiş ve kronik olarak gergin bir beden durumu kişinin duygusal ve fiziksel tepkilerini de etkiliyor. Örneğin yapısal olarak uzun bacaklardan kaynaklanan bedensel dengesizlik çocuklarda kendine güvensizliğe yol açabiliyor. Kişilik, genellikle iç ve dış uyarılara duygusal ve zihinsel olarak tepki veriyor. Beden yapısı bir iç duruşa kendini adapte ettiği zaman bu duruş sabit hale geliyor.

 

Doğru duruşu yakaladığınızda ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu fark edersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Duruş,  çoğu zaman “otururken ya da ayakta dururken bedenimizi tutma biçimimiz” olarak yanlış yorumlanır. Oysaki sözcük, iyi bir duruş için yapmamız gerekenlere işaret eder.

 

İyi duruşa ender rastlanır. Bedenimizin duruş şekli, yaşamımız boyunca biriktirdiğimiz fiziksel, duygusal ve zihinsel deneyimlerin sonucudur.  Farkında olmadan belirli bir duruşa tutsak oluruz; bilincinde olmaksızın ulaştığımız bu katı şekil doğal değildir, ya da gelecekteki hastalıklara zemin hazırlayabilir. Depresyon bunun iyi bir örneğidir. Bu zihinsel bozukluğun insanların kendi içlerine doğru büzülme şekilleriyle ilişkilendirilebileceği kolayca görülebilir. Daha dik ve dengeli bir şekilde durmamız ya da oturmamız depresyondan daha az etkilenmemizi sağlayabilir.

 “Kötü duruş” sabitleşmiş ve katılaşmış olan, “iyi duruş” ise bedenin hareketlerine göre sürekli değişebilen, hareketle uyum sağlayan duruştur. Katı duruş, yüzeysel solunuma yani solunum esnasında beden için gerekli olan oksijenin yeterince alınamamasına ve tüm iç sistemlerimizin bundan etkilenmesine, bunun sonucu olarak da aşırı yorgunluğa, gerilime ve depresyona yol açar. Rolf metodu masajı sayesinde bedendeki kas gerilimlerinin çözülmesiyle, duruşla ilgili kaslarımız çocukluğumuzda yitirdiğimiz hareket kolaylığı ve doğal duruşu düzenlemek üzere yeniden çalışmaya başlar.

 

Rolf metodu tekniği yaşamlarımız boyunca pek çoğumuzun biriktirdiği fiziksel ve zihinsel gerilimlerin çözülmesi için kullanılan bir yöntemdir.  Bunların, baş ve sırt ağrıları, kalp problemleri, Artrit ve depresyonun yanı sıra adını anamadığımız daha birçok rahatsızlığın gelişmesine katkısı olabilir.  Çoğu zaman olduğu gibi, eğer bu bilinçdışı kassal gerilimlerin devam etmesine izin verilirse, bu yaşlanma sürecini hızlandırıp canlılığımızı azaltarak yaşam kalitemizi etkileyebilir.

 

Daha fazla yük ve sorumluluğun altına girdikçe, yavaşça hareket ederken sahip olduğumuz rahatlık ve zarafet kaybolur. Rolf metodu masajı en basit işlerde bile bu denge ve rahatlığı geri kazanmamızda bize yardımcı olabilir. Bedenimiz en değerli varlığımızdır, buna rağmen çekici görünmeye çalıştığımız zamanlar dışında ona pek az dikkat etme eğilimindeyiz. Oysa dengeli ve uyum içinde hareket eden birisinden daha çekici bir şey yoktur.

gökhan hani

OMURGA VE BOYUN

Omurga eğriliğinden yakınmayan pek az kişi vardır, bunların çoğu da vücutlarına gereken ilgi ve dikkati göstermediklerinden rahatsızlıklarının nedeninin farkına varamamaktadırlar.

Omurga, vertebral kolon veya belkemiği olarak da bilinir ve iskeletin önemli bir parçasını oluşturur. Hem bedenin üst bölgelerini destekleyen bir sütun olarak, hem de içinde yer alan omurilik ve sinirlerin korunmasında iş görür. Omurga, birbiri üzerine yerleşmiş bir dizi kemikten oluşur, bunlar vertebral - omur olarak adlandırılır.

Omurgalılar arasında yalnızca insan bütünüyle dik olarak ayakta durabilir. Bu, belirgin yararların yanı sıra belli sorunları da beraberinde getirir. Bunların başlıcası, yerçekiminin, dört ayak yerine iki ayağa sahip olması yüzünden aşırı derecede değişken olan insan bedeni üzerinde bir yük oluşturmasıdır.

Omurga yetişkinlerde yaklaşık 75 cm. uzunluğundadır. Boydaki değişimler bacakların uzunluğuna bağlıdır. Yetişkinlerde toplam 33 omur bulunur; bunların beşi şakral (kalça kemiğini), daha sonraki dördü ise kuyruk sokumunu oluşturmak için kaynaşmıştır. Böylece ayrı kemiklerin sayısı 24’e düşer.

Bunların servikal omurlar olarak bilinen yedisi boyun bölgesinde bulunur; servikal omurların altında tümü kaburgalara bağlanan oniki tane torasik veya dorsal omur vardır. Bunların da altında lumbar omurlar olarak adlandırılan 5 omur ve son olarak sakrum ve kuyruk sokumunu oluşturan dokuz omur vardır.

Herhangi bir aşırı kas geriliminin kemikleri yerinden ayırabileceğini ve dolayısıyla diğer kasların gereksiz yere gerilmesine yol açabileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenle tek bir gergin kas bütün organizmayı etkiler. Kas gerilimindeki artış, aynı zamanda sinir, sindirim, solunum ve dolaşım sistemini de etkileyecek ve doğal işlevini bozacaktır.

Gün boyunca bedene pompalanan 36.000 litre kanı taşıyan atardamar, toplardamar ve kılcal damarlar dolaşım sistemimizi oluşturur. Kan damarlarının toplam uzunluğu 102.500 km dir; bu da dünya çevresinin yarısına karşılık gelir. Atardamarlar ve toplardamarlar, sinirler gibi bedenin kasları arasında içe ve dışa doğru uzanırlar. Katı olmamakla birlikte, doğru basınçtaki kanın değişen miktarlardaki akışına izin verecek şekilde kasılma ve gevşeme yeteneğine sahiptirler. İçinden kan damarlarının geçtiği kaslar kasıldığında, kan akışı sınırlanır. Bu durumda kalp, bunu telafi etmek için daha çok çalışmak zorunda kalacak veya beynin bir bölümü kanın sağladığı beslenmeden yoksun kalacaktır. Atardamarlar ve toplardamarlar üzerindeki bu basınç, toplardamarlarda varis oluşumu ve hatta damar tıkanıklığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir.

 


Rolfing, bu anlamda insan bedenine bütünsel yaklaşarak dünyanın çekim gücüne karşı insan vücudunun aslında nasıl durması gerektiğini bulmaya çalışıyor.

 

Rolf metodu masajı dokuların, aşın büyüyen bağ dokusu tabakalana tahrip edecek derecede derinliğine masaj yapılması yöntemi olarak. Rolf'un temelleri şu gerçeğe dayanır: Batı dünyasında insanlar fiziksel ve psikolojik çevreleri nedeniyle kötü bir duruş yapısına sahiptirler. Vücut bu anormal duruş yapısını telafi eder, belirli bazı bölgelerin kasları doğal olmayan kasılmalara itilir ve bu bölgelerdeki bağ dokusu fazlaca büyüyerek kalın tabakalar oluşturur ve bu da doğal hareketleri ve duruş şeklini sınırlar. Kulak, omuz, kasık ve ayak bileği üzerinden geçen dümdüz bir hat düşünün. Eğer bir insanın kafası bu hattın önünde kalıyorsa, yerçekiminin aşağı doğru dikey kuvvetinin dışında kalacak ve boyun kasları onu özel bir çabayla yerinde tutmaya çalışacak böylelikle de fazla çalışmış olacaktır. Yıllar geçtikçe vücudun kas üzerindeki fazla gerilemeye cevabı yalnızca kasın yapısında etkilerle değil, ayrıca fasya denen diğer bağ dokularının da oluşumuyla ortaya çıkar. Hepimizin vücudunda bağlayıcı bantlar ve kılıflar halinde fasya bulunur, fakat tıp bilimi bunu hiçbir zaman dinamik veya değişen bir şey olarak görmemiştir. Rolf‘çülerin yaptığı, bu kalınlaşmış doku bantlarını serbest hale getirerek vücudun gevşek bir hal alması ve ondan sonra yapısal olarak yeniden düzenlenerek duruşun ve aslında bireyin bütün sağlığının yavaş yavaş düzeltilmesidir.

 

Rolf’çü önce danışanını, dikkatlice gözlemler ve duruşundaki anormalliklerle, doğal olmayan gerilmeleri araştırır. Daha sonra danışanın kasları-omurları ve bacakları kontrol edilir ve vücutta dezenformasyona uğramış yerler not edilir.  Her, seans 60 dakika sürer. Danışan bir sedye ye uzanır ve Rolf‘çü kalınlaşmış fasyayı, elleriyle, dirsekleriyle, parmak eklemleriyle ve uçlarıyla dağıtır ve vücudunun ağırlığını dikkatle kullanarak gerektiğinde oldukça fazla kuvvet uygulayabilir. Bu seanslar baş, göğüs, kasık gibi ön bölgelerin uyarılmasına ayrılır. Danışanlar rolf seansları devam ettiği süre içinde, derin basınç ve bazen de müthiş ağrı hissedebilirler. Bazı danışanlar hafiflediklerini veya bütün vücutları üzerinde bir titreme hissettiklerini söylerler. Acı, Rolf metodu terapisinin oldukça sık ve tatsız bir özelliğidir, ama danışanlar ayağa kalkıp kendilerini çok daha iyi hissettiklerini söylerler. Ida Rolf  acılı yönü üzerinde çok durulmuştur. Shiatsu masajlarının verdiği acı aynen Rolf metodununki kadardır. Ve başlangıçta aynı şekilde kaslar ve lifler altüst edicidir der Ida Rolf. Eğer olaya karşı direnirlerse özellikle acı hissederler. Bu acılardan kurtulmanın yolu onların üzerine gitmektir, böylece onların aniden kaybolduğunu göreceklerini belirtir. Hissedilen zevk veya acı, tedavinin uygulandığı alanla alakalı olan duygulara da bağlıdır. Rolf, boynuna yaklaşıldığı zaman paniğe kapılan bir adamdan bahseder. Bu adam kendini sanki boğuluyormuş gibi hissetmişti. Bu hisleri geçtikten sonra üç yaşındayken bir boğulma tehlikesi geçirdiğini ve müdahaleyle hayata döndürüldüğünü anlatmıştı. Rolf, bu tip psikolojik uyarılmaların ve geçmişteki tatsız olayların yeniden hissedilmesinin kendi metodunun değerli, ama gerekli olmayan bir parçası olduğunu düşünür. Şüphesiz Rolf metodu farklı insanlara farklı şeyler ifade eden bir şeklidir. Bazıları için bir çeşit fiziksel bir masaj tır, bazıları için de aynı zamanda zihinsel denge için bir uyarılmadır. Rolf metodu hakkında dikkate değer diğer bir şey ise, bunun uygulandığı insanların boyunun yarım cm kadar uzadığıdır. 

Uygulanmış hastaların bir başka yorumu da, artan rahatlık ve hareketliliktir. ABD’nde kanada ve Avrupa ülkelerinde popülerliği gittikçe artmaktadır.

Niçin işe yarıyor?

Eğer gerekli kuvvet uygulanırsa, şüphesiz vücuttaki bağ dokusunu tahrip etmek mümkündür. Fakat bunun deri üzerinden yapılması çok fazla acıya yol açar, özellikle bu fazla büyümüş dokular, kılıfın (periost) gerilmeye ve yırtılmaya çok hassas olan kemik dokusuna bağlı oldukları zaman. Los Angeles’e California üniversitesi Hareket Davranımı EGM Laboratuarı'ndan Profesör Valerie Hunt ve Dr. Wayne Massey, 10 seanslık Rolf  önce ve sonra yapılan egzersizlerdeki kas tepkisini ölçmek ve kaydetmek için özel bir sistem geliştirdiler. Dernekleri 25 ve 45 yaşları arasındaki 11 sağlıklı erkekti. Kaslardaki elektrik aktivitelerin çok gelişmiş ölçümlerinden anlaşıldı ki; vücut hareketleri daha yumuşak, geniş ve daha az kısıtlı deneklerin duruşu. Daha dik ve iyi bir duruş için daha az kasılma gerektiriyor. Diğer çalışma, Rolf metodu ile parçalanması öngörülen fasyaların doğal olmayan kalınlaşmalarını araştırmaktadır. Klasik anatomi yanlıları fasyalara pek önem vermez, fakat bu yeni çalışmalar, RoIf metodu ile iyileştirilen problemlerin nedeninin fasya kalınlaşmaları olduğu hakkındaki, şüpheleri ispatlamayı ümit etmektedir. Manipülasyon (ellerin kullanılması) uygulanan diğer bütün şekillerinde olduğu gibi, Rolf metodunun diğerleriyle karşılaştırıldığında ne kadar faydalı olduğunu kestirmek çok zordur. Alexander tekniği de Rolf metodu ile aynı sonuçlan almaktadır, fakat acı ve vücudun yapısında herhangi bir değişiklik olmadan. Usta ellerde, gerçekten iyi bir masajın güçlendirici etkisi vardır.

gökhan hani

 

MANUEL LENF DRENAJI( MLD) nedir? 


Manüel Lenf Drenajı(MLD), lenf sisteminin elle manipüle edilerek, lenf ödem nedeniyle bloke olmuş lenf sıvısının serbest akımının sağlanması tekniğidir.
Lenf ödem, lenfatik sistemin bozulması veya tıkanması sonucu gelişen bir şişliktir. Bu durum, hasar veya travmaya bağlı olarak ikincil olarak gelişebildiği gibi lenfatik sistemin iyi gelişememesinden ötürü doğumsal da olabilir. Lenf ödem, vücudun her bölgesini etkileyebilmekle birlikte en çok kol ve bacaklarda görülür. 
Genellikle yaygın olmadığı düşünülmesine rağmen; yapılan son çalışmalar,Kanada da  yılda en az 100.000 insanın bu rahatsızlıktan etkilendiğini göstermektedir.

Lenfatik sistemi; lenf kapillerleri, lenf damarları, lenf düğümleri ve bezleri oluşturur. Lenf, plazmaya benzeyen şeffaf interstisyel bir sıvıdır. Lenf sıvısı gözler, beyin ve spinal kord haricindeki tüm vücut kısımlarını sarmış olan lenf kapillerlerinde toplanırlar. Lenf kapilleri, diğerleri gibi çok sayıda anastomoz yaparak, dokular içerisinde bir damar ağı oluşturur. Lenf damarlarında da venlerdeki gibi valvulalar (kapaklar) vardır ve lenf sıvısının akımı, venlerdeki mekanizmaya benzerlik gösterir. Bu damarlar, vücudun uç kısımlarından kalbe doğru sıvıyı iletirler. Tüpler birbiri içinde birleşir ve majör kanal ve damarları oluşturur. Lenf düğümleri bu damarların genişlemiş kısımlarıdır ve genelde eklem hareketlerinde pompa görevi görmek üzere eklemlerde yer alırlar.
Lenf düğümleri, Lenfatik damarlar boyunca bütün vücuda dağılmış, savunmamızda önemli rol oynayan 1- 25 mm boyutlarında kapsüllü siferik veya böbrek şeklinde yapılardır. Lenf düğümleri esas olarak bir filtre gibi fonksiyon görürler. Lenf damarlarına giren herhangi bir yabancı partikül  lenf düğümlerinde tutulur.

Lenf sıvısını uçlardan lenf düğümlerine getiren damarlara afferent lenf damarları; lenf düğümlerinden merkeze doğru taşıyan lenf damarlarına ise afferent lenf damarları denir. Bacak veya ayağın yüzeysel ve derin lenf damarları, diz bölgesi lenf nodüllerinde sona erer. Sonra ana femoral lenf damarlarına ulaşır; oradan da geniş iliak nodlara geçer. Kolların yüzeysel ve derin lenf damarları ise aksillar lenf nodüllerine boşalırlar. Dirsekte bu iki sistem, yüzeysel ve derin lenf nodülleriyle bağlanırlar. Sağ göğüsten gelen lenf damarları, sağ koldan gelen lenf damarları ile birlikte sağ lenfatik duktusu oluşturur ve sağ subklavian vene drene olur. Diğer bölgelerden gelen lenf damarları, torasik duktusu oluşturur ve sol subklavian vene drene olur. Atık maddeler daha sonra kan yoluyla dalak, bağırsaklar ve böbreklere Detoksifikasyon için taşınırlar.

Lenf ödem nedir?

Hücreler bir sıvı ortamında bulunmaktadır. Hücrelerin arasında bulunan sıvının dengede kalabilmesi için bu sıvının sürekli süzülerek tekrar kana karışması gereklidir. Vücutta bu görevi lenfatik sistem sağlamaktadır ve bu sistemde taşınan sıvıya da lenf sıvısı adı verilmektedir. Normal bir insanda vücut ağırlığının %3 'ü kadar lenf sıvısı bulunur. Lenf sıvısının hareketi, toplardamarlardaki gibi iskelet kaslarının basıncı ve solunum hareketleriyle sağlanır ve kanın hareketine göre oldukça yavaştır. Çünkü Lenf sistemine basınç yapan özel bir kalp ve atardamar yoktur. Lenf sıvısını taşıyan lenf kanalları ve lenf düğümleri hasara uğrarsa veya doğuştan kusurluysa lenf sıvısı vücutta birikir. Bir bölgede biriken sıvı miktarı, lenfatik sistemin taşıma kapasitesinden daha büyükse Lenf ödem oluşur. Lenf ödem, halk arasında bilinen adıyla Fil Hastalığı, lenfatik sıvının hücreler arası dokuda birikerek, sıklıkla kollarda veya bacaklarda, ara sıra da gövdede şişmeye neden olmasıdır. Lenf ödem, venöz yetmezlik sonucu oluşan ödemle karıştırılmamalıdır. Bununla beraber tedavi edilmeyen venöz yetmezlik kombine venöz-lenfatik sistem yetmezliğine dönüşebilir.

Lenf ödem Nasıl Oluşur?

Lenf ödem doğumda, ergenliğin başlangıcında veya yetişkinlik çağında sebebi bilinmeyen şekilde başlayabilir ve primer lenf ödem olarak adlandırılır. Sekonder lenf ödem veya edinilmiş lenf ödem, cerrahi sonrası, radyasyon, enfeksiyon veya travma sonrası gelişebilir. Meme kanseri gibi bazı kanserler ve tedavisi için lenf düğümlerinin alınması, lenf ödem açısından daima risk taşır. Cerrahi olarak ne kadar fazla lenf düğümü çıkartılırsa, lenf ödem oluşma riski o kadar artmaktadır. Lenf düğümü direksiyonuna bir de radyoterapi eklenirse, lenf ödem oluşma riski daha da artar. Mastektomi sonrası gelişen lenf ödem tutulan kolda ağırlık, ağrı, duyu kaybı, hareket kaybı ve fonksiyon bozukluğu ile karakterizedir. Bu durum kişinin yaşam kalitesini oldukça olumsuz yönde etkiler. Hastalarda anksiyete, depresyon ve uyum sorunları, sosyal ve seksüel problemler açığa çıkar. Lenf ödemli kol veya bacak kolayca enfeksiyon kapar ve daha da kötüleşerek hastanın genel sağlığını da olumsuz etkiler. Ve ne yazık ki tedavi görmemiş, yetersiz veya yanlış tedavi gören hastaların kol ve bacak şişmeleri giderek artar. Gelişen bu problemler genellikle tedavinin başarısını da etkilemektedir. Bu yüzden tedaviye erken dönemde başlanılması oldukça önemlidir.

 

BURÇLARA GÖRE ÖZEL BİOENERJİ MASAJLARI

Koç Burcu 

Zodyak’ın ilk burcu olan Koç Atılgan, etkin, tepkisel, enerjik, hızlı, kendine aşırı güvenen, girişken, cesur, asi, açık sözlü, dürüst, kendine dönük kişiliğiyle yoğun yaşam enerjisine ihtiyaç duymaktadır. Vücudunda birikmiş olan tüm negatif enerjileri ve sinirlilik oluşturan tüm etkenler koç burcunda olan kişilere özel burç masajları ile mükemmel bir bioenerji masajı uygulanır.

Koç burcunun enerji dengesini sağlayan Sardunya, zambak, papatya, çam, kavun etken esanslarından üretilen bioenerji Masaj Yağı ile yapılan Koç Burcu bioenerji Masajı ile vücudunuzdaki ve cildinizdeki iyileştirici etkiyi anında hissedeceksiniz.

Başak Burcu 

Kusursuzluğun ve mükemmeliyetçiliğin peşinden koşan Başak Burcu, bu koşuşturma esnasında bedenini farkında olmadan yorarak fazla oranda enerji kaybına uğrar.Bioenerji Masaj esnasında dokunuşun verdiği etki ile kan dolaşımı hızlanacak ve ruhta arınma meydana gelecektir. Zenginlik burcu olarak tanınan başak burcunun ayakları çok önemlidir. Bioenerji ile büyük rahatlık sağlanır.

Başak Burcu Masajı; vücudu rahatlatırken, Başak burcunun ihtiyaç duyduğu denge enerjisini Zambak, fındık, nane, badem ve kavun etken esanslarından ile ipeksi bir dokunuşla sağlanmaktadır.

Yay Burcu 

Doğuştan liderdir Yay Burcu güçlü karizmaları ve  ışıltılı karakterleri ile insanları kendilerine çekerler. Yüksek idealleri, geniş görüş açıları ve tutkuları olan Yay Burcunun vücut enerjisini karanfil, greyfurt, tarçın, böğürtlen ve menekşe etken esanslarından üretilen bioenerji Yay Burcu Masaj Yağı ile ruhunuzda ve bedeninizde anında hissedeceksiniz.

İkizler Burcu 

İkizler burcu Zeki, uyanık, değişken, esprili, meraklı, çabuk kavrayan özellikleriyle yüksek oranda konsantrasyona ihtiyaç duymaktadır. İkizler Burcunun enerji ihtiyacını sağlayan zambak, lavanta, havuç, rezene, gül etken esanslarından üretilen bioenerji  İkizler Burcu Masaj Yağı ile vücudunuzdaki ve cildinizdeki dinginliği anında hissedeceksiniz.

Boğa Burcu

Fırsatları zorlayan, inatçı, sabırlı, güvenilir, pratik ve değişimden hoşlanmayan Boğa Burcunun sakinleştirici etkideki Papatya, ıhlamur, tarçın, Aloe vera ve elma etken esanslarından üretilen bioenerji Boğa Burcu Masaj Yağı serisi ile vücudunuzdaki dinginliği anında hissedeceksiniz. 

Oğlak Burcu

Kariyer, karizma, çekicilik, şehvet ve güzelliğin estetik öğelerini ruhunda barındıran oğlak burcu sandal, kekik, gül, menekşe ve çilek esaslarından üretilen bioenerji Oğlak burcu Masaj yağı serisi ile vücudunuzdaki rahatlamayı anında hissedeceksiniz.

Yengeç Burcu

Duygusal, hassas, yumuşak, nazik, önsezili, savunmasız, anlayışlı Yengeç Burcunun enerjisi Ihlamur, adaçayı, lavanta, çilek, kavun etken esanslarından üretilen bioenerji Yengeç Burcu Masaj Yağı ile ipeksi bir dokunuşla sağlanmaktadır.

Balık Burcu

Kendinden önceki bütün burçlardan özellik taşıyan Balık Burcu, dünyayı zenginleştiren,  hassas, merhametli, fedakâr, idealist ve romantik yapısıyla yüksek bir yaşam enerjisine ihtiyaç duyar. Balık Burcunun yaşam enerjisini dengeleyen Sardunya, kavun, yosun, ıhlamur, lavanta etken esanslarından üretilen bioenerji Balık Burcu Masaj Yağı ile vücudunuzdaki ve cildinizdeki dinginliği anında hissedeceksiniz.

Aslan Burcu

Astroloji evrende uyum ve simetrinin var olduğunu, aynı zamanda her bireyin bu uyum ve simetrinin parçası olduğunu gösterir. Uyum ve Simetrinin mükemmelliğinin buluştuğu Aslan Burcu, sorumluluklarını yerine getirirken yitirdiği enerjisini bioenerji Aslan Burcu Özel Masaj Yağı ile yeniden kazanıyor.

Aslan Burcu Masajı; vücudu rahatlatırken, Aslan burcunun ihtiyaç duyduğu güç enerjisi badem, lavanta, papatya, nane ve defne etken esanslarından üretilen bioenerji Aslan Burcu Masaj Yağı ile ipeksi bir dokunuşla sağlanmaktadır.

Kova Burcu

Yaratıcılıkları ve öncü karakterleri zaman zaman Kovaların yorgun düşmelerine sebep vermektedir. Kova Burcunun stresini azaltan ve vücut enerjisini arttıran menekşe, kimyon, ıhlamur, kivi, sardunya etken esanslarından üretilen bioenerji Kova Burcu Masaj Yağı ile ruhunuzda ve bedeninizdeki enerjinin dengelendiğini anında hissedeceksiniz

Terazi Burcu

Tatlılıkları ile her istediklerini yaptırmayı, becerileri ile de zor durumların üstesinden gelmeyi iyi bilen Terazi Burcu bilgi toplamayı ve yaymayı seven sosyal kişilerdir. Terazi Burcunun vücut enerjisini dengeleyen muz, papatya, böğürtlen, çilek, çam ve elma etken esanslarından üretilen bioenerji Terazi Burcu Masaj Yağı ile vücudunuzdaki ve cildinizdeki dinginliği anında hissedeceksiniz.

Akrep Burcu 

Su burcu olan Akrep çekici, güçlü, karmaşık, duygusal, gizemli, ketum, derin kişilik özelliğindedir. Hassas yapısını dengeleme ihtiyacındaki Akrep Burcunun vücut enerjisini Aloe vera, menekşe, greyfurt, papatya ve defne etken esanslarından üretilen bioenerji Akrep Burcu Masaj Yağı ile vücudunuzdaki ve cildinizdeki dinginliği anında hissedeceksiniz.

Bioenerji Masajının Faydaları ve Etki Alanı

Masaj genel olarak aşağıdaki rahatsızlıkların giderilmesinde faydalıdır:

Yorgunluk: Kassal çalışma aralıksız sürdürülürse adına yorgunluk dediğimiz özel bir duygu oluşur.

Fiziksel yorgunluk: Kapasite üzerindeki kassal zorlanmalar fiziksel yorgunluğa neden olur.

 

Biyokimyasal Yorgunluk: kassal aktivitenin sürdürülmesi için enerji gerekir, enerji üretimi esansında bir takım yan ürünler ortaya çıkar laktik asit gibi bu kaslarda aşırı birikmesi de biyokimyasal yorgunluğa neden olur. Masaj hareketlerinde sıvazlama ve diğer manipülasyonlar kaslardaki yorgunluğu aldığı açıklanan mekanik ve fizyolojik etkileri nedeniyle azaltabilir.

  1. Manipulasyonlar
  2. Sıvazlama (Öfloraj, Stroking)
  3. Yüzeysel öfloraj
  4. Derin öfloraj
  5. Yoğurma (Petrisaj, Kneading)
  6. Sıkma
  7. Esnetme
  8. Yuvarlama
  9. Çimdikleme (Pincing)
  10. Sıkıştırma (Wringing)
  11. Yuvarlama (Rolling)
  12. Vuruş (Darbeleme, Tapotman, Perküsyon, Percussion)
  13. El Kenarı İle
  14. El Sırtı İle
  15. Avuç İçi İle
  16. Yumruk İle
  17. Hacking (devamlı ve tempolu vurma)
  18. Clapping (alkışlar gibi vurma)
  19. Slapping (hafifçe vurma)
  20. Tapping (hafifçe tıklar gibi vurma)
  21. Beating (tempolu ve döver gibi vurma)
  22. Pouding (havanda döver gibi vurma)
  23. Noktasal Baskı (Friksiyon)
  24. Sabit Noktasal Baskı
  25. Dairesel Noktasal Baskı
  26. Titreşim (Vibrasyon)
  27. Sallama, silkeleme (Shaking)
  28. Bionerji ile

HASTALIKLARA KARŞI ALTERNATİF TIP DESTEĞİ FİZİKSEL HASTALIKLARDA HEMEN DOKTORUNUZA YADA EN YAKIN HASTANELERE BAŞVURUNUZ.HASTANEDE YA DA DOKTORUNUZ TARAFINDAN TEDAVİ OLMADAN KESİNLİKLE ALTERNATİF TIP FELSEFESİ DESTEĞİ ALMAYINIZ.ALTERNATİF TIP FELSEFE EKOLLERİNİ UZMAN KİŞİLER TARAFINDAN YAN ETKİSİZ OLARAK , MODERN TIP TEDAVİSİYLE BERABER YAPARSANIZ ,HASTALIĞINIZIN SEYRİ AZALACAK VE KENDİNİZİ DAHA İYİ HİSSEDECEKSİNİZ.BU SİTE EĞİTİM VE BİLGİLENDİRME AMACIYLA HAZIRLANMIŞ BİR SİTEDİR.BU SİTE KESİNLİKLE TEDAVİ UNSURU VE YAKLAŞIMI İÇERMEZ.HASTALIK TEŞHİS VE TEDAVİLERİ , DOKTORLAR VE SAĞLIK BİRİMLERİ TARAFINDAN YAPILMAKTADIR.HASTALIKLARINIZIN SEYRİ İÇİN  FELSEFİ BİOENERJİ HASTALIKLARA UYGULANMASINDA YAN TESİR VEYE TEDAVİ UNSURU BULUNMAZ.”

ALTERNATİF GLOBAL İŞLETME DANIŞMANLIK ŞİRKETİMİZ BÜNYESİNDEKİ İNTERNATİONAL SPECİAL METAPHYSICH ACDEMY KİŞİSEL GELİŞİM MERKEZİMİZ KESİNLİKLE HASTALIK TEDAVİ VEYA TEŞHİSLERİNİ İÇERMEZ VE ÜSTLENMEZ.KİŞİSEL VE RUHSAL GELİŞİM BAZINDA HALKIMIZI BİLGİLENDİRMEK VE EĞİTMEK İÇİN VARDIR.HASTALIKLARIN TEDAVİSİ İÇİN MODERN TIP YAKLAŞIMLARINI DESTEKLER.BİOENERJİ BİR UZAK DOĞU FELSEFESİDİR,ALTERNATİF VE TAMAMLAYICI TIP KAPSAMINDA DEĞERLENRİLEMEZ.